T.C. Mİllî Eğİtİm BakanlIğI
İSTANBUL / ÜSKÜDAR - İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü

Haberler

Ekm

 "Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm Toplantısı ve Hafıza Sergisi" programı düzenlendi.

 

 

"Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm Toplantısı ve Hafıza Sergisi"ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Yeşilay Yönetim Kurulu üyesi Esra Albayrak'ın da aralarında bulunduğu, moda, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.

Emine Erdoğan, Olgunlaşma Enstitülerinin tasarımcıları tarafından hazırlanan eserlerin yer aldığı Hafıza Sergisi'ni gezdi. Kasnak, sır, hakan, bir ve kesret adı verilen, Türk işi, Maraş işi, tel sarma, varak, tezhip, kordon oyası gibi birçok teknik uygulanarak tasarlanan geleneksel Türk sanat eserlerini inceleyen Erdoğan, tasarımlar hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Sergiyi gezmesinin ardından açılışta konuşma yapan Erdoğan, "Şu kubbelerin altında birikmiş olan hafızayı canlı tutmak, hepimiz için bir görevdir. İşte bu nedenle buradayız. Sözlerimin başında, hepimizin ortak üzüntüsü şehitlerimize rahmet diliyorum. Bölgemize barış ve huzur getirecek bu harekatın, hayırla neticelenmesini temenni ediyorum." diye konuştu.

Olgunlaşma Enstitülerinin tarihini anlatan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

"İlki, 1945'te Beyoğlu'nda kurulan Olgunlaşma Enstitülerinin yakaladığı başarıyı, belki de en güzel 'Türk İğnesinin Mucizesi' diyerek özetleyebiliriz. Buradan çıkan eserler, dünyanın ileri gelen isimlerinin takdirini toplamıştır. Kıyafetlerde kullanılan tek bir motif bile, Türkiye'nin ruhundaki kültürel incelikleri fevkalade bir şekilde tanıtmıştır. Salondaki kıyafetlere, şahane nakışlara, kasnaklara gerilmiş işlere baktığımızda, zamanda bir yolculuğa çıkmamak işten bile değil. Tabii çoğumuz, bunları evdeki hanımların boş zamanlarını geçirmek, evi süslemek için yaptıkları uğraşlar zannederdik. Halbuki yanı başımızdaki annemizin, teyzemizin, büyükannemizin birer sanatçı olduğunu düşünmezdik. Türk evlerinin birçoğu aslında sanat atölyesidir. Sadece tabelası asılmamıştır."

 

"Olgunlaşma Enstitülerimiz kültürün muhafaza edildiği birer üs haline gelecek"

 Yeryüzünün, sınırsız harikaların seyre dalındığı kültür ve sanat kataloğu olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu kataloğun sayfalarında seyahate çıkmak, farklılıklarla buluşmak, yaşama büyük anlamlar katar. Fakat ne yazık ki, günümüzde global markalar, yerel kültürel zenginlikleri silikleştiriyor. Dünyanın neresine gitsek aynı mekanları, aynı tasarımları, kısacası tek bir anlayışın coğrafi dağılımını görüyoruz. Halbuki, bizim kullandığımız renkler, nakşettiğimiz desenler, kumaşın üzerinde açan çiçekler, yalnızca kendi coğrafyamızda rastladığımız zenginliklerdir. Bunların yok olup gitmesine müsaade edemeyiz. Her yöremizin kendine has kumaşları, sembolleri, desenleri ve renkleri var. Bunlar uzun bir geçmişin ve tecrübenin mahsulleridir.

Olgunlaşma Enstitülerinin kurulma misyonunun, adeta milli bir dava olarak ele alındığını biliyoruz."

Emine Erdoğan, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, milli kimliğin oluşturulmasının en çok, yerel ürünlerin korunması, milli sanayinin canlandırılması ve bilhassa kadınların ekonominin üreticileri olmaları sayesinde sağlandığını söyledi.

Erdoğan, 1950'lerde küreselleşmenin ayak seslerinin duyulmaya başlamasıyla Olgunlaşma Enstitülerinin kültürel kalkan olduğuna dikkati çekerek, "Şimdi kuvvetli bir silkinmeyle ve yeni bir vizyonla kültürümüze sahip çıkma hareketini kaldığı yerden devam ettireceğiz. Olgunlaşma Enstitülerimiz, Anadolu'ya has kumaş ve desen çeşitlerinin izinin sürüldüğü, kültürün muhafaza edildiği birer üs haline gelecek. Başaracaklarımız, yalnızca kendi sınırlarımız içinde kalmayacak. İnanıyorum ki, yenilikçi bir anlayışla ele alacağımız geleneğimiz, sadece bize değil, tüm dünyaya tasarım alanında yeni tecrübeler katacak." ifadelerini kullandı.

 

"El sanatlarımızı unutuldukları sandıklardan çıkaralım, usta çırak geleneğini yaşatalım"

Olgunlaşma Enstitülerinin parlak günlerine dönmesi için başlatılan bu süreçte, ülkenin yetiştirdiği zanaatkarlarına, tasarımcılara seslenmek istediğini dile getiren Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gelin enstitülerimizle birlikte yeni çalışmalara imza atalım. Sizin gücünüze inanıyorum. Geleneği, modern tasarımın bakış açışıyla yorumlayalım ve gençlerimize el verelim. Bir yandan el sanatlarımızı unutuldukları sandıklardan çıkaralım. Bir yandan da usta çırak geleneğini yaşatalım. Dünyayı, etiketinde 'Türk Malıdır' yazan tasarımlarımızla tanıştıralım. Yurt dışı seyahatlerimde, nerede bir tasarımcımızın markasını görsem, inanın kıvanç duyuyorum. El sanatlarının, yalnızca seyirlik metalar olarak kalmasından ziyade onları ekonomiyi büyütecek yeni bir değer olarak görmeliyiz."

 Turizm gelirleri içinde en büyük payın, el sanatlarının oluşturmasını istediğini dile getiren Emine Erdoğan, şunları söyledi:

"Biz yeni bir ruh, anlayış ve vizyonla, enstitülerimizi sadece eski parlak günlerine kavuşturmayı değil, çok daha iyi bir noktaya götürmeyi hedefliyoruz. Bundan sonra Olgunlaşmalardaki hedefimiz, sanat ve zanaat dallarında derinleşme ve ustalaşmayı sağlamaktır. Yani bir zanaatı az çok bilen insanlar değil, ülkemizin sanat ve zanaat bakiyesini taşıyacak hafıza bankaları kurmaktır. Sektördeki insan kaynağı ihtiyacı için de nitelikli, deneyimli ve her daim yeni bir bakış açısı sunabilecek gençler yetiştireceğiz. Olgunlaşma Enstitüleri, milli değerleri gün ışığına çıkarma misyonuyla coğrafi işaretlerin bir taşıyıcısı haline gelecek inşallah. Enstitülerin dönüşüm sürecine katkı veren herkesi tebrik ediyorum. Sayın Bakanımız başta olmak üzere tüm Milli Eğitim yetkililerine, ustalarımıza, bir yıldır, sürece gönüllü destek veren danışma kurulumuza şükranlarımı sunuyorum. Yakında ürünlerini göreceğimiz yeni Olgunlaşma markasının ve kurulacak Olgunlaşma Akademisi'nin bu amaçları gerçekleştirecek kurumlar olacağına canı gönülden inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Olgunlaşmaları milli bir markaya dönüştürecek bir teklifte bulunmak istediğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023'te, Olgunlaşmanın yeni ruhu ve tasarımlarını, Tarsus Gemisi'ne yükleyerek, Akdeniz limanlarında sergiler düzenleyelim. İnanıyorum ki, geçen 70 yılda sanat ve zanaat alanında dünyaya söyleyecek çok söz biriktirdik. Bilhassa her şeyin birbirine benzediği bu kültürel kuraklıkta, Tarsus Gemisi'ne yüklenecek olan enerjinin, dünyanın sanat nabzını hızlandıracağını düşünüyorum. Yeni tasarımlarla, 'Türk İğnesinin Mucizesi'ni yeniden ispat edeceğimize inanıyorum."

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da, "Cumhuriyetimizin 100. yılında Cumhuriyetin bize hediye ettiği nadide emanetlerden biri olan Olgunlaşma Enstitülerimizin hak ettiği noktaya gelebilmesi için başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere bu salondaki herkesi bir mesuliyeti var. Yeni dönemde sizlerin desteğiyle Türk iğnesinin mucizesini bütün dünyaya anlatacağımıza inancımız tamdır." dedi.

Selçuk, Olgunlaşma Enstitüleri'nin göreve geldiği günden beri canlandırma ve geliştirme ihtiyacı duyduğu çok özel kurumlardan biri olduğunu ifade etti.

Zaman içerisinde kan kaybetmiş ve kapatılma riskine düşmüş olan bir kurumun yeniden bir nefese sahip olması ve bu nefesle beraber can kazanmasının çok hayati bir öneme sahip olduğunu belirten Selçuk, "Bu anlamda bugünlerde yapmaya çalıştığımız şey, geçmişte yapılanların yanında gerçekten çok küçük bir çabadır. Çünkü geçmişte yapılanlar bin yılın tarihi süzüp de bir irfanla getiren bir duygudaşlığı ihtiva ediyor." diye konuştu.

Bu konunun önemli olduğuna işaret eden Selçuk, bu meseleyi sahiplenerek himayesine alan ve bunun Türkiye'nin geçmişiyle, şimdisiyle, geleceğiyle bütünleşmesi için çok ama çok değerli bir köprü kurulmasına fırsat veren Emine Erdoğan'a teşekkürlerini iletti.

 

"Enstitülerin ruhuyla zamanın ruhunu ilişkinlendirmek çok önemli"

Milli Eğitimi Bakanı Selçuk, sergide geçmişe bakıldığında hayranlıkla izlenilen bir manzara, hatıra, duygu, düşünce ve eylemlerin bir kütüphanesi olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu hayranlıkla baktığımız geçmişi bugün yaşatarak ve geleceğe taşıyarak yeni bir vazifenin sahibi olduğumuzun da şuurundayız. Doğru tespitleri ve analizi yaparak, sadece masa başından karar vermeksizin sahaya inerek, şehir şehir, enstitü enstitü dolaşarak, oranın ruhuna intisap etmek ve oranın ruhuyla zamanın ruhunu ilişkinlendirmek ihtiyacı son derece önemli. Bunu yapmaya da gayret ettik. Bu nedenle de her konuda olduğu olduğu gibi bir Danışma Kurulu oluşturduk. Ülkemizin köklü kurumlarının dönüşüm çalışmalarını yapmak için Danışma Kurulumuz bu geçmişi incelemekle ilgili bir faaliyet ajandası oluşturdular. Tüm programlarına rağmen enstitülerimizin dönüşüm sürecini destek veren Danışma Kurulu üyelerimize çok teşekkür ediyorum. Enstitülerimizi ziyaret edip gerekli raporları alarak tarafıma ulaştırarak mesafe almamıza çok büyük gayretleri oldu."

 

"Basit olan güzeldir' prensibine hizmet etmekte yarar var"

Bir yılı aşkın süredir enstitülerin mevcut durumu ve neye ihtiyacı olduğuyla ilgili çalışmalar yaptıklarını aktaran Selçuk, öğretmen ve usta öğreticilerle bir araya gelerek değerlendirme yaptıklarını ifade etti.

Bakan Selçuk, değerlendirmelerde dikkate aldıkları kriterler ve ölçümleri şu şekilde sıraladı:

"Bunlardan bir tanesi sadeleşme kriteri. Yerinde yapılan incelemeler ve akademisyenlerimizin de bakış açısıyla ortaya çıkan durum bize gösterdi ki, bir sadeleşmeye ihtiyaç var. 'Basit olan güzeldir' prensibine hizmet etmekte yarar var. Bir başka ölçütümüzün derinleşmekle alakalıydı. Enstitülerdeki kurs ve program sayılarının çok fazla olmasının, öğretmenlerin ve usta öğreticilerin belirli alanlarda ustalaşmasını engellediğini farkettik. Bu yüzden de derinleşmeyi kendimize bir hedef olarak koyduk. En çok önemsediğim başlıklardan birisi de gençleşme. Enstitülerin kuruluş felsefine uygun şekilde ülkemizin sanat ve zanaat hafızasını gençlere aktarma vazifemiz var. Maalesef gençlere bunu aktarmakta biraz güçlük çekmeye başlamışız, gençler bu işten uzaklaşmış. Tam da bu meseleyi bu şekilde yen bir nefesle güzelleştirirken yeni bir bakış açısıyla küreselleştirirken, uluslararası bir bakış açısına kavuştururken gençleşmenin gözden kaçırılması elbette mümkün değildir."

 

"Yeni bir özgünlük dili geliştirmeliyiz"

Tarih içerisinde bütün enstitülerin kendilerine özgü bir dil oluşturduğunu fakat bu dilin yaygınlaşamadığına, ortak dil ve hafıza oluşturma konusunda bazı sıkıntıların yaşandığına işaret eden Selçuk, ortak bir tasarım diline ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Bir başka boyutun da gelenek ve yenilik ahengi olduğunu ifade eden Selçuk, "Ahenk kelimesinin kendisindeki ahenge varabilmek için geleneği ve yeniliği buluşturmanın bir edep ve huşu içerisinde yapılması gerekiyor. Bundan dolayı da geleneği ve yeniliği birlikte bir bedende buluşturmak vafizesini de üstümüze almış bulunuyoruz. Bir başka husus özgürlük meselesi. Bizim küresel etkiler nedeniyle giderek tektipleşen bir orijinalite anlayışımız da oluşmaya başlıyor ama bu orijinalite ya da özgünlük anlayışımızı geçmişte alfabemizi yeniden okuyarak yeni bir özgünlük dili geliştirmeye ihtiyacımız var. Buna da dikkat ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, araştırma ve tasarım meselesinin akademik tarafı ile üretim tarafını birlikte ele aldıklarını, bunu yaparken dünyaya açılmayı, uluslararası bir marka üretimi çalışmasını neticelendirmeyi arzu ettiklerini, bunun için de ortak bir pazarlama diline ihtiyaç olduğunu belirtti.

 

"Kültür ve sanat diplomasisinde kalıcı eserler oluşturmayı hedefliyoruz"

Bu pazarlama diliyle beraber üretilen tasarımları bütün dünyaya yönlendirme çabası içerisinde olacaklarını dile getiren Selçuk, bunun uluslararasılaşmayı gerektirdiğini, bu yüzden dünya pazarına açılmayı ve satış garantili projeler yapmayı çok önemsediklerini vurguladı.

Bakan Selçuk, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kültür ve sanat diplomasisinde ülkemizin daha yüksek sesle kalıcı eserler oluşturması ve dünyanın birçok müzesinde bizim eserlerimizin daha fazla yer alması elbette hedefimiz. Bahsi geçen bu konularda birçok ülkeyle de temasımız var. Bu ülkelerle yakın ilişkiler kurarak tasarım konusunda bir fikir alışverişi ve istişare sürecindeyiz. Bu süreci 2023 yılına kadar nihai bir hedefe ulaştırmayı da gayret ediyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında Cumhuriyetin bize hediye ettiği nadide emanetlerden biri olan Olgunlaşma Enstitülerimizin hak ettiği noktaya gelebilmesi için başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere bu salondaki herkesi bir mesuliyeti var. Bu sorumluluğu birlikte yüklendiğimiz de o zaman bir başka anlam tasavvuru ortaya çıkacak. Yeni dönemde sizlerin desteğiyle Türk iğnesinin mucizesini bütün dünyaya anlatacağımıza inancımız tamdır."

 Program sonunda, Enstitümüz Müdür yardımcılarından Semra Kır Şimşek 'in Yazmış olduğu 'Türk İğnesinin Mucizesi' kitabı Bakanımız Sayın Ziya Selçuk tarafından Sayın Emine Erdoğan Hanımefendiye takdim edilmiştir.

Ekm

El sanatları, üretildikleri toprakların değerlerini, kültürel kimliğini yansıtan, ulusların kültürel değerlerinin en önemli ve anlamlı belgeleridir.

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü; kültürel değerlerimizi muhafaza ederek Türk el sanatlarının araştırılması, tasarımı, üretimi, tanıtımı ve yaygınlaştırılması görevi ve geleneksel sanatlarımızın günümüz estetiğiyle harmanlanıp gelecek kuşaklara taşınması amacıyla "El Sanatları Bebek Tasarım Yarışması" düzenlemekteyiz.

Yarışma şartnamesi ve başvuru formuna aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Eyl

Milli Eğitim Bakanlığı Hayat  Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan 'Ustalar Kursiyerlerle Buluşuyor' programı kapsamında enstitümüzde  sanat tarihçi,müzeci,akademisyen Süleyman Faruk Gönceoğlu'nu konuk ettik.

İki Kıta Bir Şehir İstanbul ,Yollar ve Kapılar ,İstanbul 'un ilkleri ,Eyüp ve Kısa Metrajlı Film ,Yitik Mirasın Peşinden, Dünü ve Bugünü ile Haliç kitaplarının yazarı Göncüoğlu İstanbul Şehir Tarihi alanında dersler vermiş ,üstlendiği farklı görevler ve eserleriyle, şehir ve semt tarihleri üzerine edindiği birikimi geniş kitlelere ulaştırmıştır.

Söyleşimiz çok değerli hocamız Sayın Süleyman Faruk Göncüoğlu'na Beylerbeyi ve Boğaziçi özelinde,Üsküdar ve İstanbul hakkında bilinmeyenleri,Şehir kültürü ve şehir yaşamının dinamiklerini aktardığı için teşekkür ederiz.

Eyl

2019-2020 Eğitim Öğretim yılı 9 Eylül 2019 Pazartesi günü okulumuz giriş salonunda düzenlenen törenle açıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla tören açıldı. Enstitü Müdürümüz Sayın Yusuf Gürlek'in açılış konuşmalarından sonra ,mezun öğrencilerimizden Yunus Hasar'ın, Enstitümüze bu yıl kayıt yaptıran öğrencilerimize  hitap etmesi ile sona erdi. Enstitümüz 2 yıllık olgunlaşma programını bitirdikten sonra kendi markasını kurarak kısa sürede başarılı bir kariyere imza atan Hasar, eğitim ve meslek yaşamı ile ilgili çarpıcı anektodlarla öğrencilerimizin heyecanını paylaştı.

Yeni eğitim öğretim yılının, tüm öğretmen ve öğrencilerimize başarı ve mutluluk getirmesi temenni ediyoruz.

Tem

 

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü olarak Marmara Üniversitesi ve TBC (Technical Business Consulting) işbirliği ile düzenlendiğimiz, uluslararası "İkona Yapım Teknikleri Restorasyon ve Konservasyon Yöntemleri" uygulamalı eğitim semineri 1-6 Temmuz 2019 tarihleri arasında düzenlendi.

Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşıyan eğitim, Danışmanımız Restoratör Konservatör Dr. Ragsana Hasanova koordinatörlüğünde, bu eğitim için Rusya'dan konuk ettiğimiz Uzman eğitimci, Ressam ve Konservatör Sayın Anna GALOVKİNA ile Sayın Aleksey GALOVKİN tarafından verildi.

 

Türkiye'de bir ilk olan eğitimin açılış programında enstitü Müdürümüz Sayın Yusuf Gürlek'in açılış konuşmalarının ardından Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Sayın Prof. Dr. Süleyman KIZILTOPRAK,Marmara Üniversitesi Tekstil Bölümü Öğretim Üyesi Sayın Dr. Meral ÖZOMAY, Restorasyon Laboratuvarı Danışmanımız Restoratör Konservatör Dr. Ragsana HASANOVA ve Rusya'dan davet ettiğimiz eğitimciler Ressam ve Konservatör Sayın Anna GALOVKİNA, Ressam ve Konservatör Sayın Aleksey GALOVKİN konuşma yaptılar.

 

 

 

Enstitümüzde gerçekleşen İkona Yapım Teknikleri Restorasyon ve Konservasyon Yöntemleri eğitimine üniversitelerin restorasyon bölümlerinden akademisyenler yoğun ilgi gösterdiler. Uluslararası eğitim, aralarında Aydın Üniversitesi, Marmara Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, İSAM Kütüphanesi, Dolmabahçe Sarayı Tablo Restorasyonu Bölümü, Ayasofya Müzesi Sanat Tarihi Uzmanı, Trabzon Bölge Laboratuvarı uzmanı, Lübnan'dan 2 uzman restoratör ile Geleneksel Sanatlar ve Resim Bölümü mezunlarının da yer aldığı katılımcılar ile tamamlandı.

 

Eğitimler devam ederken, Enstitü Danışmanımız Sanat Tarihçi Sayın Profesör Hülya Tezcan ve İstanbul Valiliği Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı Kontrolörü Uzman Sanat tarihçi Sayın Seda Şenol ve ziyaretlerde bulunarak katılımcılarımızla sohbet ettiler ve eğitim hakkında bilgi aldılar.

 

Sunumların yanında, 6 gün boyunca gerçek ikonalarla uygulama yapma fırsatı bulan katılımcılar, daha önce gerçekleştirilmeyen bu alanda bilgi ve deneyim kazanırken, meslektaşlarıyla olan paylaşımlarını da artırdılar.

 

Bütün katılımcılar 6 gün boyunca, tüm gün süren uygulamalı eğitimlere eksiksiz katılım sağlarken, eğitim sonunda Marmara Üniversitesi Rektörlüğü tarafından düzenlenen katılım sertifikalarını törenle aldılar.

Belge töreninde TBC (Technical Business Consulting) Genel Müdürü Fadi ADRA sektörün gelişmesi açısından gerçekleştirilen bu eğitimin önemini bildiren bir konuşma yaparak, bu alandaki işbirliğimizin sürmesi ve düzenlenen bu eğitimin devamının gelmesi dilekleriyle sözlerini bitirdi.

 

 

Haz

Türkiye'de Bir İlk Olan Uluslararası "İkona Yapım Teknikleri Restorasyon ve Konservasyon Yöntemleri" Semineri İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü'nde Başlıyor.

 

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü, Marmara Üniversitesi ve Lübnan firması olan TBC (Technical Business Consulting) işbirliği ile düzenlenen uluslararası "İkona Yapım Teknikleri Restorasyon ve Konservasyon Yöntemleri" semineri 01-06 Temmuz 2019 tarihlerinde Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü'nde yapılacak. Rusya'dan gelen, konusunda dünyaca ünlü uzman eğitimcilerden ressam ve konservatör Aleksey GALOVKİN ile eğitimci, ressam ve konservatör Anna GALOVKİNA tarafından verilecek olan uluslararası eğitimin koordinatörlüğünü Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Danışmanı Konservatör Dr. Ragsana HASANOVA yapıyor.

Sınırlı sayıda katılımcının yer alacağı eğitim altı gün boyunca devam edecek olup açılış programı halka açık olarak gerçekleşecek. Katılım için üniversitelerin restorasyon ve konservasyon bölümlerinden mezun olmak ya da alanında en az iki yıllık deneyim şartı aranan uygulamalı eğitim sonunda katılımcılara Marmara Üniversitesi tarafından sertifika verilecek.

Üzerinde dini ritüel ve hikayelerin tasvir edildiği resimlerin yer aldığı ikonaların restorasyon ve konservasyonları için uygun ortam, teknik donanım ve doğru uygulamalar ile bozmadan korunması yöntemlerini içeren eğitimde uygulamalı atölye çalışmaları ile katılımcılara bilimsel bir çalışma ortamı oluşturularak restorasyon yöntemlerine en iyi şekilde odaklanmaları sağlanacak.

İkon veya ikona; kutsal sayılan kişi ve olayların çeşitli objelere yapılmış temsili resimleridir. Türkçeye Fransızca icône sözcüğünden geçmiş olan kelimenin kökeni Yunanca eikon "resim, portre" sözcüğüdür.

Günümüzde ikona deyince, genellikle, tahta bir pano üzerine yapılan dini resimler akla gelir oysaki bir kilisenin, şapelin, mezar odasının içindeki veya bir bez parçasının üzerindeki dini içerikli betimlemelere de ikona denir. Hristiyan sanatında özel bir önemi olan, Türkiye'deki Arkeoloji Müzeleri'nde sergilenen, depolarda korunan ve kiliselerde özellikle ikonostasislerde bulunan ikonalar, bazı evlerde ibadet amaçlı kullanılmasının yanı sıra koruyucu oldukları inancıyla kişiler üzerlerinde de taşınmaktadırlar.

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki ilk "Restorasyon Konservasyon Laboratuvarı"nın yer aldığı İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü, sanat eserlerini ve kültür varlıklarını koruyarak en sağlıklı şekilde gelecek nesillere aktarabilmeyi amaçlıyor. Enstitü bu amaçla yapılan proje ve eğitimlerin yanı sıra koleksiyonerlere, kumu ve özel sektör kurumlarına, bünyelerindeki taşınabilir kültür varlıklarına ait tekstil ve kâğıt eserlerin restorasyon ve konservasyonu konusunda hizmet vermeye devam ediyor.

Anna GALOVKİNA Kimdir?

Akademisyen, ressam, konservatör Anna GOLOVKİNA 2009 yılında Rusya Ressamlık Akademisi'nin Restorasyon Bölümünü başarıyla tamamlayarak; 2010-2012 yılında "Troiça", 20012-2013 yılarında ise"Trifonov" Kilise Sanatları Mektebinde "İkona Eser Restorasyonu ve Konservasyonu" uzmanlık eğitimi almıştır. 2009 yılından itibaren Moskova'nın birçok farklı eğitim kurumunda ikona eser yapım tekniği ve restorasyonu eğitimi vermekte olan, 2016 yılından itibaren ise "Trifonov" İkona Meslek Yüksek Okulu'nda "İkona Yapım Teknikleri ve Restorasyon" alanında akademisyen olarak görev yapmakta olan Anna GALOVKİNA birçok ulusal ve uluslararası sergide aktif faaliyet göstermiştir.

Haz

Doğudan batıya, kuzeyden güneye, yöre yöre, bütün Anadolu'yu gezdiren eşsiz bir giysi sunumuyla, "Anadolu Gelinleri" defilesi ile mezun öğrencilerimizi uğurladık. Çok büyük alkış alan birbirinden güzel kıyafetler hem yöre özelliklerini en güzel şekilde yansıtıyor, hem de tasarımından dikişine, üzerindeki nakış ve aksesuar detaylarına kadar çok büyük bir emeğin sonucu olduğunu gözler önüne seriyordu.

Mezuniyet töreni Enstitü Koordinatör Müdür Yardımcımız Sayın Şehrazat Güldal'ın mezun bütün öğrencilerimize ışık tutacak konuşmalarıyla başladı. Mezun olan öğrencilerimizden Saniye Ergün enstitümüze başlamadan önceki ve sonraki durumunu açıklayan ve burada aldığı eğitimin yaşamında bıraktığı izleri paylaştığı konuşmasını yaptı. Bütün dinleyenleri çok etkileyen öyküsünü paylaşan öğrencimiz aynı zamanda "Girişimcilikte Önce Kadın Projesi" katılım belgesini de teslim aldı.

Daha önce "Anadolu Gelinleri" olarak belirlenen tema doğrultusunda hazırlanan video sunumundan sonra öğrencilerimizin aynı zamanda bitirme projeleri olan giysi sunumunu izledik. Kep atma töreni ile tamamlanan programda mezuniyet belgelerini idarecilerimiz ve öğretmenlerimizin ellerinden teslim alan öğrencilerimizi tebrik ediyoruz.

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü ailesi adına bütün öğrencilerimizi kutluyor, bundan sonraki yaşamlarında hepsine sağlıklı, başarılı ve mutlu bir gelecek diliyoruz.

May

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü Restorasyon Laboratuvarında devam etmekte olan tekstil eser restorasyon çalışmalarının yanı sıra Kağıt eser restorasyon ve konservasyonu da yapılmaktadır. Danışmanımız Dr. Ragsana Hasanova öncülüğünde restore edilen Berat-ı Hümâyûn üzerinde kimyasal ve biyolojik bozulmalar tespit edilmiştir. Restorasyon ve konservasyon uygulamaları sırasında eseri aktif tahrip eden bozulmalar giderilerek restorasyon ve konservasyon uygulamaları tamamlanmıştır.

     Bir tayini, bir vazife veya muafiyetin verildiğini gösteren, üzerinde padişahın tuğrası bulunan belge olan Berat-ı Hümâyûn eserinde Ravza-i Mutahhara'nın ferâşet-i şerîfe görevine sahip olan kişinin vefat etmesi üzerine bu görevin Mustafa Vehbi ismindeki kişiye verildiği anlaşılmaktadır. Eser üzerinde III. Selim tuğrası bulunmaktadır.

 

(Ravza-i Mutahhara'nın ferâşet-i şerîfe görevine sahip olan kişinin vefat etmesi üzerine bu görevin Mustafa Vehbi ismindeki kişiye verildiğine dâir Berat-ı Hümâyûn)

May

Millî Eğitim Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ziya Selçuk'un değerli eşi Sayın Rana Selçuk, Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Sayın Mahmut Özer'in değerli eşi Sayın Fatma Nebahat Özer, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Sayın Zekine Dayıoğlu, Üsküdar İlçe Millî Eğitim Şube Müdürü Sayın Şenay Gönen enstitümüzü ziyaret ederek, Enstitü Müdürümüz Sayın Yusuf Gürlek'ten çalışmalarımız ve yürüttüğümüz projeler hakkında bilgi aldılar.

Üretim atölyelerimizi, olgunlaşma programı dersliklerimizi, restorasyon laboratuvarımızı ve müzemizi gezen Sayın Rana Selçuk, Sayın Nebahat Özer ve beraberindekilere ilgilerinden dolayı çok teşekkür ederiz.

May

2018-2019 Eğitim Öğretim yılı yılsonu kursiyer sergisi Üsküdar Kaymakamı Sayın Murat Sefa Demiryürek ve Üsküdar İlçe Millî Eğitim Müdürü Sayın Sinan Aydın'ın katılımlarıyla açıldı.

Enstitümüzde, 2018-2019 Eğitim Öğretim yılında Basit Nakış İğne Teknikleri, Çini, Dekoratif Örtü Dikimi, Ebru, Giyim Üretim Teknolojisi, İğne Oyası, Keçe, Kuyumculuk, Resim, Saraciye, Seramik ve Tokat Tahta Baskı alanlarında, deneyimli öğretmenlerimiz eşliğinde tamamlanan eğitimler sonucu kursiyer ürünlerinin görülebileceği karma sergi 20 -25 Mayıs tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.

Bu yıl sonunda da geçmiş yıllarda olduğu gibi edinimlerini yıl boyunca hazırladıkları ürünlerden oluşan bir sergiyle tamamlayan kursiyerlerimiz yoluyla da Geleneksel Türk El Sanatlarını yaşatmaya devam ediyoruz.

Yeni eğitim öğretim dönemi kurs kayıtları Ağustos ayının 3. Haftası başlayacak olup branşlar ve kayıt şartları hakkında detaylı bilgi almak için hafta içi mesai saatlerinde 0216 321 77 95 numaralı telefonumuzdan bize ulaşabilirsiniz.

May

Beyaz Usta Siyah Çırak, Kerime, Son Hasat, Aşk Cephesi, Aşk Çölü, Kanaviçe, Kara Güneş, Tahta At ve Hünkarım romanlarının yazarı, ülkemizde ve yurt dışında çok sevilerek izlenen TRT yapımı Payitaht dizisinin "Tahsin Paşa"sı Sayın Bahadır Yenişehirlioğlu "Abdülhamid ve Sanat" başlıklı söyleşiyle 15'te 1 konuğumuz oldu.

Abdülhamid ve Sanat başlıklı konuşmasında hepimizi şaşırtan tarihi gerçeklere yer vererek bilinmeyen yönleriyle Sultan Abdülhamid Han'ın sanat sevgisini ve sanatçılara olan hassasiyetini örneklerle paylaşan Yenişehirlioğlu, dinleyicilerden gelen soruları yanıtladı. Daha sonra kitaplarını imzalayarak hatıra fotoğrafı çektiren konuğumuz çok beğenilen bir organizasyona imza attı.

May

Saraciye kursiyer sergimiz Koordinatör Müdür Yardımcımız Şehrazat Güldal ve Enstitü Müdürü Sayın Yusuf Gürlek'in konuşmaları ve kursiyerlerimizin yoğun ilgisiyle açıldı. Dilan Mirza ve öğrencilerinin göz alıcı çalışmalarının sergilendiği salon birbirinden şık ve tamamen el işçiliği ile hazırlanmış deri çanta ve aksesuarlarla renklendi. Farklı tekniklerin de uygulandığı ve zaman zaman keçe, ipek gibi farklı materyallerle de birleştirilen deri aksesuarların görülebildiği çok beğenilen sergi 17 Mayıs tarihine kadar ziyarete açık kaldı.

May

Enstitümüz koordinatörlüğünde yürütülen Osmanlı Hanedan Türbelerindeki, Maraş işi puşideler bir bir tamamlanarak yerlerine yerleştiriliyor.

Sultanahmet Türbesine ait işlemeleri tamamlanan maraş işi puşidelerin sandukalara yerleştirmeleri gerçekleştirildi.

Kayseri Olgunlaşma Enstitüsü’nün 1,  Samsun Olgunlaşma Enstitüsünün 1 ve İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü’nün 5 adet işlemiş olduğu şehzadelere ait puşideler sandukalara örtüldü.

Geçen yıl İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü tarafından işlenip yerine yerleştirilen Sultan Ahmed puşidesinin temizliği ve bakımı yapıldı.

Restorasyonu geçen yıl tamamlanan türbede Osmanlı Devleti’nden Genç Osman, IV. Murad, Kösem Sultan gibi 36 önemli  medfun bulunmakta ve Ramazan ayı boyunca gece 00.00’a kadar ziyaret edilebilmektedir.

May

Beceri geliştirme kurslarımızda eğitim yılı sonlandıkça kursiyer sergileri ile eğitim tamamlanıyor. Çini-Seramik- Dekoratif Örtü Dikimi alanlarında karma kursiyer sergimiz 7 Mayıs 2019 tarihinde açıldı. Açılış konuşmalarını Koordinatör Müdür Yardımcımız Şehrazat Güldal ile Enstitü Müdürümüz Sayın Yusuf Gürlek’in gerçekleştirdiği sergi 1 hafta boyunca ziyarete açık kaldı.

Deneyimli kurs öğretmenlerimiz Melek Özyurt, Canan Kırmızı, Yeşim Ustaoğlu ve Ömer Yeşilırmak ile kısa süreli eğitimlerini tamamlayan kursiyerlerimizin ürünleri ziyaretçiler tarafından çok beğenildi. Renk renk seramik tabaklar, aksesuarlar ve kuş evleri, sandıklarda yıllanan kanaviçe ve dantel parçaların yeniden değerlendirilmesiyle hazırlanan pike takımları, kırkyama ve farklı örgü tekniklerindeki örtüler, geleneksel çini motiflerinin uygulandığı panolar, kaseler ve karolar çok beğenildi.

May

Branş kursiyer sergileri eğitim öğretim yılı yaklaştıkça açılan sergilerle çalışmalarını paylaşıyorlar. “Sanat Sokakta” diyerek bu yılın temasını sokak satıcıları olarak belirleyen öğretmenimiz Ayla Atış Bayraktar ve Resim kursiyerlerimizin branş sergi açılışı 29 Nisan 2019 günü gerçekleştirildi. Hafta sonuna kadar ziyarete açık kalan sergimizdeki birbirinden renkli çalışmalar büyük ilgi gördü.