T.C. Mİllî Eğİtİm BakanlIğI
İSTANBUL / ÜSKÜDAR - İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü

Haberler

Ekm

El sanatları, üretildikleri toprakların değerlerini, kültürel kimliğini yansıtan, ulusların kültürel değerlerinin en önemli ve anlamlı belgeleridir.

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü; kültürel değerlerimizi muhafaza ederek Türk el sanatlarının araştırılması, tasarımı, üretimi, tanıtımı ve yaygınlaştırılması görevi ve geleneksel sanatlarımızın günümüz estetiğiyle harmanlanıp gelecek kuşaklara taşınması amacıyla "El Sanatları Bebek Tasarım Yarışması" düzenlemekteyiz.

Yarışma şartnamesi ve başvuru formuna aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Ara

 

"2019 Türkiye-Rusya Karşılıklı Kültür ve Turizm Yılı" kapsamında, Sabancı ve Antalya Olgunlaşma Enstitülerinin koleksiyonlarından oluşan kaftan seçkisi, T.C. Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Tanıtım ve Kültürel İşler Müdürlüğü ve Kültür Bakanlığının organizasyonu ile sergilendi. 20 Haziran-8 Eylül 2019 tarihlerinde Moskova'da "Çağdaş Türk Tasarımcılarının Gözüyle Osmanlı Kaftanları" adıyla sunulan seçki, 14-16 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenip Türkiye'nin "Özel Program Ülkesi" statüsüyle katılım sağladığı St.Petersburg Kültür Forumu'nda sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Dünyanın en zengin kültürel miras koleksiyonlarından birine sahip Etnografya Müzesi'nde sergilenen ve sunum hazırlığını enstitü atölye şeflerimiz Mevra Kanat ile Nesrin Değirmenci'nin yaptığı sergi, ziyaretçilerin yoğun ilgisini çekmiş ve Rus medyasında geniş yer bulmuştur.

Ara

İstanbul Lütfi Kırdar Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen toplantıya Millî Eğitim Bakanımız Sayın Ziya Selçuk'un yanı sıra Bakan Yardımcılarımız, yöneticilerimiz, İl Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Levent Yazıcı ve öğretmenlerimiz katıldı.

Millî Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk, Lütfü Kırdar Kongre ve Kültür Merkezi'nde 2023 Eğitim Vizyonu ile "Birlikte Bir Yıl" toplantısında, eğitimin en temel taşının öğretmen eğitimi olduğunu vurgulayan Bakanımız Selçuk, "Güçlü bir gelecekten söz ettiğimizde güçlü öğretmenlere ihtiyacımız var. Bununla ilgili toplumdaki bütünsel algı, bizim bu anlayışımızı güçlendiriyor." dedi.

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüzün de yer aldığı toplantıda, Halk Eğitim Merkezleri ve Olgunlaşma Enstitülerine ait ürünler sergilendi. Enstitümüz Müdür Yardımcısı Semra Kır Şimşek'in hazırlamış olduğu "Türk İğnesinin Mucizesi Olgunlaşma Enstitüleri" kitabı da katılımcılar tarafından  ilgi gördü.

Ara

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüzün Başlattığı "Ustalar Kursiyerler Buluşuyor" kapsamında  bu ay ,Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Araştırma ve Uygulama Topluluğu sanatçıları ile Bin Yılın Mirası  "Şifa Musikisi" dinleti programı gerçekleştirdik.

Kanun sanatçısı -Atilla Akıntürk ,Udi -Osman Kırklıkçı, Neyzen -Volkan Yılmaz ve Klasik Kemençe sanatçısı -Emre Erdal 'ı ağırladık.

Enstitümüz giriş salonunda gerçekleşen dinleti programına öğretmenlerimiz,kursiyerlerimiz ve ilgili konuklarımız katılım sağladı.

Ara

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün 24 Kasım 1928 günü "Millet Mekteplerinin Başöğretmenliği"ni kabul etmesiyle, kutlanmaya başlayan öğretmen gününü enstitümüzde düzenlediğimiz tören ile kutladık. Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunması ile başlayan tören, Enstitümüz  El sanatları öğretmeni Güler Volkanlı ve Müdür yardımcısı Mahmut Çetin'in günün anlam ve önemini belirten konuşmalarını yapması ile devam etti .Okulumuz giriş salonunda gerçekleşen tören hediye  ve çiçek takdimi ile sona erdi.

 

Kas

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü Ustalar Kursiyerlerle Buluşuyor projesi kapsamında okulumuzda genç  moda tasarımcısı Süleyman Güvenç'i ağırladık.

20 senedir tekstil ve sanayi sektöründe ,gelinlik ve abiye üzerine Türkiye'yi temsilen uluslararası moda tasarım eğitimi veren Güvenç,Ortadoğu ülkelerinde temsilciliklerin sahibidir.Ülkemizin yanı sıra ,yurtdışında da özellikle İran ,Tunus,Cezayir ve Lübnan 'daki eğitim kurumlarında workshop eğitimleri vermektedir.

Kendisini ilgilyle izleyen öğretmen,öğrenci,kursiyerlerimiz ve katılımcıların huzurunda ,çok kısa bir sürede ,kendine has pratik yöntemleriyle abiye bir elbiseyi dikerek herkesi şaşırtan Güvenç,uygulama aralarında,çok küçük yaşlarda başladığı çalışma yaşamının pratiğinde kazandıklarını gençlerle paylaştı.

Kas

     

     20 Kasım 2019 tarihinde saat 10:00 da Enstitümüzde Prof. Dr. Hülya TEZCAN ve Konservatör Restoratör Dr. Ragsana HASANOVA tarafından müze tekstillerinin restorasyonu ve konservasyonu semineri verilecektir. Katılımlarınızı bekleriz

Kas

Türkiye Cumhuriyeti ' nin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü ölümünün 81.yılında okulumuz giriş  salonunda  düzenlenen tören ile anmak için toplandık.

    Hem çok büyük bir  Asker, hemde devlet adamı ; yalnızca Türk Ulusu değil dünya ulusları tarafından da sevgi ve saygı gören Büyük Önder Atatürk'ü bir kez daha rahmet ve özlemle andık

Kas

Enstitü müdür yardımcısı Semra Kır Şimşek TRT'de yayınlanan, Pelin Çift'in hazırlayıp sunduğu "Gündem Ötesi" programının konuğu oldu. Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezindeki "Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm ve Hafıza Sergisi"nde gerçekleştirilen programda Semra Kır ŞİMŞEK enstitüler ve sergi hakkında bilgi verdi. Olgunlaşma Enstitülerini anlattığı "Türk İğnesinin Mucizesi" isimli kitabından da bahseden Semra Kır ŞİMŞEK ayrıca olgunlaşma enstitülerinin tarihi yapısını, hedeflerini ve projelerini de anlattı.

Kas

İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlediği 5.İstanbul Hayat Boyu Öğrenme Şenlikleri açılışı 07 Kasım Perşembe günü saat 11. 00 'de Taksim Meydanı'nda  gerçekleştirildi. Açılış programına  katılan; İstanbul Vali Yardımcısı Hasan Hüseyin Can, İstanbul Milli Eğitim Müdürü  Levent  Yazıcı ,Hayat Boyu Öğrenme  Genel Müdürü Mehmet Nezir GÜL, Hayat Boyu Öğrenme Sosyal ve Kültürel İşler  Daire Başkanı Meral Altınkaya enstitümüzün yer aldığı standı ziyaret ettiler . Restorasyon ve Konservasyon  çalışmalarımız hakkında bilgiler  aldılar.Ziyaretçilerimize Enstitümüz Restorasyon ve Konservasyon  laboratuvarı eğitmenlerimiz; kağıt ,tekstil ve ikona eserler üzerinde restorasyon uygulamaları yaptılar.

 

           Taksim Meydanı Beyoğlu Belediyesi Şenlik Alanında gerçekleştirilen etkinliklerde İstanbul'daki tüm Halk Eğitim ve Olgunlaşma Müdürlüklerimiz yer almaktadır.. "Hayat Boyu Öğren Hayat Boyu Mutlu Ol" sloganıyla start alan 5. İstanbul Öğrenme Şenlikleri üç gün devam edecektir ve ziyarete açıktır

Ekm

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğümüz tarafından başlatılan 'Ustalar Kursiyerlerle Buluşuyor 'programı kapsamında enstitümüzde bu ay  Prof.Dr.Hülya Tezcan hocamınızı ağırladık.

Sayın Hülya Tezcan 'ın 'Osmanlı Saray Kumaşları ve Kıyafetleri ' konulu söyleşisi  kursiyerlerimiz ,öğrencilerimiz ve öğretmenlerimizin katılımı ile enstitümüz giriş salonunda  gerçekleştirildi.

Prof.Dr. Hülya Tezcan hocamıza söyleşisi ve bilgi aktarımları için teşekkür ederiz

Ekm

Bu yıl 96.Yıldönümü olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramımızı okulumuz giriş salonunda düzenlenen program ile kutladık. Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasının ardından okulumuz müdür yardımcısı Semra Kır Şimşek günün anlam ve önemini belirten konuşmalarını yapmıştır. Cumhuriyetin ilanını konu alan video gösteriminin ardından törenimiz sona ermiştir.

Ekm

 "Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm Toplantısı ve Hafıza Sergisi" programı düzenlendi.

 

 

"Olgunlaşma Enstitüleri Kurumsal Dönüşüm Toplantısı ve Hafıza Sergisi"ne Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Yeşilay Yönetim Kurulu üyesi Esra Albayrak'ın da aralarında bulunduğu, moda, sanat ve iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı.

Emine Erdoğan, Olgunlaşma Enstitülerinin tasarımcıları tarafından hazırlanan eserlerin yer aldığı Hafıza Sergisi'ni gezdi. Kasnak, sır, hakan, bir ve kesret adı verilen, Türk işi, Maraş işi, tel sarma, varak, tezhip, kordon oyası gibi birçok teknik uygulanarak tasarlanan geleneksel Türk sanat eserlerini inceleyen Erdoğan, tasarımlar hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Sergiyi gezmesinin ardından açılışta konuşma yapan Erdoğan, "Şu kubbelerin altında birikmiş olan hafızayı canlı tutmak, hepimiz için bir görevdir. İşte bu nedenle buradayız. Sözlerimin başında, hepimizin ortak üzüntüsü şehitlerimize rahmet diliyorum. Bölgemize barış ve huzur getirecek bu harekatın, hayırla neticelenmesini temenni ediyorum." diye konuştu.

Olgunlaşma Enstitülerinin tarihini anlatan Emine Erdoğan, şunları kaydetti:

"İlki, 1945'te Beyoğlu'nda kurulan Olgunlaşma Enstitülerinin yakaladığı başarıyı, belki de en güzel 'Türk İğnesinin Mucizesi' diyerek özetleyebiliriz. Buradan çıkan eserler, dünyanın ileri gelen isimlerinin takdirini toplamıştır. Kıyafetlerde kullanılan tek bir motif bile, Türkiye'nin ruhundaki kültürel incelikleri fevkalade bir şekilde tanıtmıştır. Salondaki kıyafetlere, şahane nakışlara, kasnaklara gerilmiş işlere baktığımızda, zamanda bir yolculuğa çıkmamak işten bile değil. Tabii çoğumuz, bunları evdeki hanımların boş zamanlarını geçirmek, evi süslemek için yaptıkları uğraşlar zannederdik. Halbuki yanı başımızdaki annemizin, teyzemizin, büyükannemizin birer sanatçı olduğunu düşünmezdik. Türk evlerinin birçoğu aslında sanat atölyesidir. Sadece tabelası asılmamıştır."

 

"Olgunlaşma Enstitülerimiz kültürün muhafaza edildiği birer üs haline gelecek"

 Yeryüzünün, sınırsız harikaların seyre dalındığı kültür ve sanat kataloğu olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu kataloğun sayfalarında seyahate çıkmak, farklılıklarla buluşmak, yaşama büyük anlamlar katar. Fakat ne yazık ki, günümüzde global markalar, yerel kültürel zenginlikleri silikleştiriyor. Dünyanın neresine gitsek aynı mekanları, aynı tasarımları, kısacası tek bir anlayışın coğrafi dağılımını görüyoruz. Halbuki, bizim kullandığımız renkler, nakşettiğimiz desenler, kumaşın üzerinde açan çiçekler, yalnızca kendi coğrafyamızda rastladığımız zenginliklerdir. Bunların yok olup gitmesine müsaade edemeyiz. Her yöremizin kendine has kumaşları, sembolleri, desenleri ve renkleri var. Bunlar uzun bir geçmişin ve tecrübenin mahsulleridir.

Olgunlaşma Enstitülerinin kurulma misyonunun, adeta milli bir dava olarak ele alındığını biliyoruz."

Emine Erdoğan, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde, milli kimliğin oluşturulmasının en çok, yerel ürünlerin korunması, milli sanayinin canlandırılması ve bilhassa kadınların ekonominin üreticileri olmaları sayesinde sağlandığını söyledi.

Erdoğan, 1950'lerde küreselleşmenin ayak seslerinin duyulmaya başlamasıyla Olgunlaşma Enstitülerinin kültürel kalkan olduğuna dikkati çekerek, "Şimdi kuvvetli bir silkinmeyle ve yeni bir vizyonla kültürümüze sahip çıkma hareketini kaldığı yerden devam ettireceğiz. Olgunlaşma Enstitülerimiz, Anadolu'ya has kumaş ve desen çeşitlerinin izinin sürüldüğü, kültürün muhafaza edildiği birer üs haline gelecek. Başaracaklarımız, yalnızca kendi sınırlarımız içinde kalmayacak. İnanıyorum ki, yenilikçi bir anlayışla ele alacağımız geleneğimiz, sadece bize değil, tüm dünyaya tasarım alanında yeni tecrübeler katacak." ifadelerini kullandı.

 

"El sanatlarımızı unutuldukları sandıklardan çıkaralım, usta çırak geleneğini yaşatalım"

Olgunlaşma Enstitülerinin parlak günlerine dönmesi için başlatılan bu süreçte, ülkenin yetiştirdiği zanaatkarlarına, tasarımcılara seslenmek istediğini dile getiren Emine Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gelin enstitülerimizle birlikte yeni çalışmalara imza atalım. Sizin gücünüze inanıyorum. Geleneği, modern tasarımın bakış açışıyla yorumlayalım ve gençlerimize el verelim. Bir yandan el sanatlarımızı unutuldukları sandıklardan çıkaralım. Bir yandan da usta çırak geleneğini yaşatalım. Dünyayı, etiketinde 'Türk Malıdır' yazan tasarımlarımızla tanıştıralım. Yurt dışı seyahatlerimde, nerede bir tasarımcımızın markasını görsem, inanın kıvanç duyuyorum. El sanatlarının, yalnızca seyirlik metalar olarak kalmasından ziyade onları ekonomiyi büyütecek yeni bir değer olarak görmeliyiz."

 Turizm gelirleri içinde en büyük payın, el sanatlarının oluşturmasını istediğini dile getiren Emine Erdoğan, şunları söyledi:

"Biz yeni bir ruh, anlayış ve vizyonla, enstitülerimizi sadece eski parlak günlerine kavuşturmayı değil, çok daha iyi bir noktaya götürmeyi hedefliyoruz. Bundan sonra Olgunlaşmalardaki hedefimiz, sanat ve zanaat dallarında derinleşme ve ustalaşmayı sağlamaktır. Yani bir zanaatı az çok bilen insanlar değil, ülkemizin sanat ve zanaat bakiyesini taşıyacak hafıza bankaları kurmaktır. Sektördeki insan kaynağı ihtiyacı için de nitelikli, deneyimli ve her daim yeni bir bakış açısı sunabilecek gençler yetiştireceğiz. Olgunlaşma Enstitüleri, milli değerleri gün ışığına çıkarma misyonuyla coğrafi işaretlerin bir taşıyıcısı haline gelecek inşallah. Enstitülerin dönüşüm sürecine katkı veren herkesi tebrik ediyorum. Sayın Bakanımız başta olmak üzere tüm Milli Eğitim yetkililerine, ustalarımıza, bir yıldır, sürece gönüllü destek veren danışma kurulumuza şükranlarımı sunuyorum. Yakında ürünlerini göreceğimiz yeni Olgunlaşma markasının ve kurulacak Olgunlaşma Akademisi'nin bu amaçları gerçekleştirecek kurumlar olacağına canı gönülden inanıyorum."

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, Olgunlaşmaları milli bir markaya dönüştürecek bir teklifte bulunmak istediğini belirterek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Cumhuriyetimizin 100. yılında, 2023'te, Olgunlaşmanın yeni ruhu ve tasarımlarını, Tarsus Gemisi'ne yükleyerek, Akdeniz limanlarında sergiler düzenleyelim. İnanıyorum ki, geçen 70 yılda sanat ve zanaat alanında dünyaya söyleyecek çok söz biriktirdik. Bilhassa her şeyin birbirine benzediği bu kültürel kuraklıkta, Tarsus Gemisi'ne yüklenecek olan enerjinin, dünyanın sanat nabzını hızlandıracağını düşünüyorum. Yeni tasarımlarla, 'Türk İğnesinin Mucizesi'ni yeniden ispat edeceğimize inanıyorum."

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk da, "Cumhuriyetimizin 100. yılında Cumhuriyetin bize hediye ettiği nadide emanetlerden biri olan Olgunlaşma Enstitülerimizin hak ettiği noktaya gelebilmesi için başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere bu salondaki herkesi bir mesuliyeti var. Yeni dönemde sizlerin desteğiyle Türk iğnesinin mucizesini bütün dünyaya anlatacağımıza inancımız tamdır." dedi.

Selçuk, Olgunlaşma Enstitüleri'nin göreve geldiği günden beri canlandırma ve geliştirme ihtiyacı duyduğu çok özel kurumlardan biri olduğunu ifade etti.

Zaman içerisinde kan kaybetmiş ve kapatılma riskine düşmüş olan bir kurumun yeniden bir nefese sahip olması ve bu nefesle beraber can kazanmasının çok hayati bir öneme sahip olduğunu belirten Selçuk, "Bu anlamda bugünlerde yapmaya çalıştığımız şey, geçmişte yapılanların yanında gerçekten çok küçük bir çabadır. Çünkü geçmişte yapılanlar bin yılın tarihi süzüp de bir irfanla getiren bir duygudaşlığı ihtiva ediyor." diye konuştu.

Bu konunun önemli olduğuna işaret eden Selçuk, bu meseleyi sahiplenerek himayesine alan ve bunun Türkiye'nin geçmişiyle, şimdisiyle, geleceğiyle bütünleşmesi için çok ama çok değerli bir köprü kurulmasına fırsat veren Emine Erdoğan'a teşekkürlerini iletti.

 

"Enstitülerin ruhuyla zamanın ruhunu ilişkinlendirmek çok önemli"

Milli Eğitimi Bakanı Selçuk, sergide geçmişe bakıldığında hayranlıkla izlenilen bir manzara, hatıra, duygu, düşünce ve eylemlerin bir kütüphanesi olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bu hayranlıkla baktığımız geçmişi bugün yaşatarak ve geleceğe taşıyarak yeni bir vazifenin sahibi olduğumuzun da şuurundayız. Doğru tespitleri ve analizi yaparak, sadece masa başından karar vermeksizin sahaya inerek, şehir şehir, enstitü enstitü dolaşarak, oranın ruhuna intisap etmek ve oranın ruhuyla zamanın ruhunu ilişkinlendirmek ihtiyacı son derece önemli. Bunu yapmaya da gayret ettik. Bu nedenle de her konuda olduğu olduğu gibi bir Danışma Kurulu oluşturduk. Ülkemizin köklü kurumlarının dönüşüm çalışmalarını yapmak için Danışma Kurulumuz bu geçmişi incelemekle ilgili bir faaliyet ajandası oluşturdular. Tüm programlarına rağmen enstitülerimizin dönüşüm sürecini destek veren Danışma Kurulu üyelerimize çok teşekkür ediyorum. Enstitülerimizi ziyaret edip gerekli raporları alarak tarafıma ulaştırarak mesafe almamıza çok büyük gayretleri oldu."

 

"Basit olan güzeldir' prensibine hizmet etmekte yarar var"

Bir yılı aşkın süredir enstitülerin mevcut durumu ve neye ihtiyacı olduğuyla ilgili çalışmalar yaptıklarını aktaran Selçuk, öğretmen ve usta öğreticilerle bir araya gelerek değerlendirme yaptıklarını ifade etti.

Bakan Selçuk, değerlendirmelerde dikkate aldıkları kriterler ve ölçümleri şu şekilde sıraladı:

"Bunlardan bir tanesi sadeleşme kriteri. Yerinde yapılan incelemeler ve akademisyenlerimizin de bakış açısıyla ortaya çıkan durum bize gösterdi ki, bir sadeleşmeye ihtiyaç var. 'Basit olan güzeldir' prensibine hizmet etmekte yarar var. Bir başka ölçütümüzün derinleşmekle alakalıydı. Enstitülerdeki kurs ve program sayılarının çok fazla olmasının, öğretmenlerin ve usta öğreticilerin belirli alanlarda ustalaşmasını engellediğini farkettik. Bu yüzden de derinleşmeyi kendimize bir hedef olarak koyduk. En çok önemsediğim başlıklardan birisi de gençleşme. Enstitülerin kuruluş felsefine uygun şekilde ülkemizin sanat ve zanaat hafızasını gençlere aktarma vazifemiz var. Maalesef gençlere bunu aktarmakta biraz güçlük çekmeye başlamışız, gençler bu işten uzaklaşmış. Tam da bu meseleyi bu şekilde yen bir nefesle güzelleştirirken yeni bir bakış açısıyla küreselleştirirken, uluslararası bir bakış açısına kavuştururken gençleşmenin gözden kaçırılması elbette mümkün değildir."

 

"Yeni bir özgünlük dili geliştirmeliyiz"

Tarih içerisinde bütün enstitülerin kendilerine özgü bir dil oluşturduğunu fakat bu dilin yaygınlaşamadığına, ortak dil ve hafıza oluşturma konusunda bazı sıkıntıların yaşandığına işaret eden Selçuk, ortak bir tasarım diline ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Bir başka boyutun da gelenek ve yenilik ahengi olduğunu ifade eden Selçuk, "Ahenk kelimesinin kendisindeki ahenge varabilmek için geleneği ve yeniliği buluşturmanın bir edep ve huşu içerisinde yapılması gerekiyor. Bundan dolayı da geleneği ve yeniliği birlikte bir bedende buluşturmak vafizesini de üstümüze almış bulunuyoruz. Bir başka husus özgürlük meselesi. Bizim küresel etkiler nedeniyle giderek tektipleşen bir orijinalite anlayışımız da oluşmaya başlıyor ama bu orijinalite ya da özgünlük anlayışımızı geçmişte alfabemizi yeniden okuyarak yeni bir özgünlük dili geliştirmeye ihtiyacımız var. Buna da dikkat ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, araştırma ve tasarım meselesinin akademik tarafı ile üretim tarafını birlikte ele aldıklarını, bunu yaparken dünyaya açılmayı, uluslararası bir marka üretimi çalışmasını neticelendirmeyi arzu ettiklerini, bunun için de ortak bir pazarlama diline ihtiyaç olduğunu belirtti.

 

"Kültür ve sanat diplomasisinde kalıcı eserler oluşturmayı hedefliyoruz"

Bu pazarlama diliyle beraber üretilen tasarımları bütün dünyaya yönlendirme çabası içerisinde olacaklarını dile getiren Selçuk, bunun uluslararasılaşmayı gerektirdiğini, bu yüzden dünya pazarına açılmayı ve satış garantili projeler yapmayı çok önemsediklerini vurguladı.

Bakan Selçuk, sözlerini şöyle tamamladı:

"Kültür ve sanat diplomasisinde ülkemizin daha yüksek sesle kalıcı eserler oluşturması ve dünyanın birçok müzesinde bizim eserlerimizin daha fazla yer alması elbette hedefimiz. Bahsi geçen bu konularda birçok ülkeyle de temasımız var. Bu ülkelerle yakın ilişkiler kurarak tasarım konusunda bir fikir alışverişi ve istişare sürecindeyiz. Bu süreci 2023 yılına kadar nihai bir hedefe ulaştırmayı da gayret ediyoruz. Cumhuriyetimizin 100. yılında Cumhuriyetin bize hediye ettiği nadide emanetlerden biri olan Olgunlaşma Enstitülerimizin hak ettiği noktaya gelebilmesi için başta Milli Eğitim Bakanlığı olmak üzere bu salondaki herkesi bir mesuliyeti var. Bu sorumluluğu birlikte yüklendiğimiz de o zaman bir başka anlam tasavvuru ortaya çıkacak. Yeni dönemde sizlerin desteğiyle Türk iğnesinin mucizesini bütün dünyaya anlatacağımıza inancımız tamdır."

 Program sonunda, Enstitümüz Müdür yardımcılarından Semra Kır Şimşek 'in Yazmış olduğu 'Türk İğnesinin Mucizesi' kitabı Bakanımız Sayın Ziya Selçuk tarafından Sayın Emine Erdoğan Hanımefendiye takdim edilmiştir.

Eyl

Milli Eğitim Bakanlığı Hayat  Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan 'Ustalar Kursiyerlerle Buluşuyor' programı kapsamında enstitümüzde  sanat tarihçi,müzeci,akademisyen Süleyman Faruk Gönceoğlu'nu konuk ettik.

İki Kıta Bir Şehir İstanbul ,Yollar ve Kapılar ,İstanbul 'un ilkleri ,Eyüp ve Kısa Metrajlı Film ,Yitik Mirasın Peşinden, Dünü ve Bugünü ile Haliç kitaplarının yazarı Göncüoğlu İstanbul Şehir Tarihi alanında dersler vermiş ,üstlendiği farklı görevler ve eserleriyle, şehir ve semt tarihleri üzerine edindiği birikimi geniş kitlelere ulaştırmıştır.

Söyleşimiz çok değerli hocamız Sayın Süleyman Faruk Göncüoğlu'na Beylerbeyi ve Boğaziçi özelinde,Üsküdar ve İstanbul hakkında bilinmeyenleri,Şehir kültürü ve şehir yaşamının dinamiklerini aktardığı için teşekkür ederiz.

Eyl

2019-2020 Eğitim Öğretim yılı 9 Eylül 2019 Pazartesi günü okulumuz giriş salonunda düzenlenen törenle açıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasıyla tören açıldı. Enstitü Müdürümüz Sayın Yusuf Gürlek'in açılış konuşmalarından sonra ,mezun öğrencilerimizden Yunus Hasar'ın, Enstitümüze bu yıl kayıt yaptıran öğrencilerimize  hitap etmesi ile sona erdi. Enstitümüz 2 yıllık olgunlaşma programını bitirdikten sonra kendi markasını kurarak kısa sürede başarılı bir kariyere imza atan Hasar, eğitim ve meslek yaşamı ile ilgili çarpıcı anektodlarla öğrencilerimizin heyecanını paylaştı.

Yeni eğitim öğretim yılının, tüm öğretmen ve öğrencilerimize başarı ve mutluluk getirmesi temenni ediyoruz.