T.C. Mİllî Eğİtİm BakanlIğI
İSTANBUL / ÜSKÜDAR - İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü

MOTİFLERİN DİLİ PROJESİ

 

MOTİFLERİN DİLİ PROJESİ

PROJE KODU:

PROJE  SÜRESİ:

PROJENİN AMACI:

 

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü olarak yürütmekte olduğumuz, “Motiflerin Dili” projesinde amacımız; unutulmaya yüz tutmuş Türk köylü çoraplarını, kadın başlıklarını, yöresel kıyafetleri tanıtmak, geleneksel el sanatlarımızı yaşatmak, ülkemizin ve enstitümüzün yurt dışında tanıtımına katkıda bulunmak ve kültür mirasımızın gelecek nesillere aktarılabilmesini sağlamaktır. Geleneksel Türk el sanatlarında çorap örmenin geçmişi, yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Çorap, el sanatları içinde en eski sanat dallarımızdandır. Çorap örme geleneğinin ve desenlerinin kaybolması nedeniyle çoraplarımızın, desenlerimizin bilinmeyen yönlerini ortaya çıkarmak, kültürümüzü dünyaya tanıtmak amacıyla bu projeyi hayata geçiriyoruz.

PROJE KAPSAMI:

 

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü “Motiflerin Dili” projesi kapsamında Türk köylü çoraplarının orijinal desenlerini yaşatmak amacıyla (Sinop, Sivas, Ankara, Afyon, Antalya, Bolu, Çankırı, Çorum, Çanakkale, Balıkesir, Malatya, Kütahya, Isparta, Sivrihisar/Eskişehir, Kayseri, Konya yörelerine ait) otuz adet çorap desenini triko kumaşlar üzerinde renk, teknik, motif ve kompozisyonla yeniden yorumlayacaktır. Böylelikle alanındaki en kapsamlı çalışmayla otantik çorap desenlerimizin sürdürülebilirliği sağlanmış olacaktır.

PROJE KATEGORİSİ: Bu projede enstitümüz araştırma, tasarım ve tekstil teknolojisi üretim atölyeleri görev almıştır.

PROJE TÜRÜ: Sergi - Defile

SORUMLU MÜDÜR YARDIMCISI

Gülnigar İNCE

 

SORUMLU ATÖLYE ŞEFLERİ

Mevra KANAT

 

PROJE YÖNETİCİSİ

Yusuf GÜRLEK

 

 

PROJE EKİBİ

·         Cihan YORMAZ

·         Zarife BARDAKLI

·         Yeter ÇATI

·         Gülseren KEFELİOĞLU

·         Bahri AKSOY                                                 

 

 

  

PROJE İLETİŞİM: İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü  /  Tanıtım Pazarlama Bölümü

 

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü “Motiflerin Dili” projesi kapsamında Türk köylü çoraplarının orijinal desenlerini yaşatmak amacıyla (Sinop, Sivas, Ankara, Afyon, Antalya, Bolu, Çankırı, Çorum, Çanakkale, Balıkesir, Malatya, Kütahya, Isparta, Sivrihisar/Eskişehir, Kayseri, Konya yörelerine ait) otuz adet çorap desenini triko kumaşlar üzerinde renk, teknik, motif ve kompozisyonla yeniden yorumlayacaktır. Böylelikle alanındaki en kapsamlı çalışmayla otantik çorap desenlerimizin sürdürülebilirliği sağlanmış olacaktır.

 

Yöresel çoraplarımızla ilgili en dikkat çekici çalışma olan Prof. Kenan Özbel’in “Anadolu Çorapları” adlı eseri önemli bir kaynak niteliğindedir. Özbel, kendi imkânları ile bütün Anadolu’yu binbir zahmetle köy köy dolaşmış ve topladığı çorapları muhafaza etmek için büyük gayret sarf ederek bir koleksiyon ve katalog oluşturmuştur. Profesöre göre çoraplar sadece ayağa geçirilen çorap değil, “motifler üzerinde görülen bir milletin tarihidir.”

 

 

Anadolu ve İlk Çoraplar

 

Bir kültür mirası öğesi olan el sanatları geçmişten günümüze insan hayatında bazı ihtiyaçları karşılamak üzere ortaya çıkarak zamanla gelişim göstermiştir. Milletlerin kültürel yansımaları olan el sanatları bugün değerli bir sanat dalı olarak karşımıza çıkmakta ve ait olduğu uluslar hakkında bilgi veren kaynaklar niteliğindedir. Çorap örmeciliği de uzun yıllardır süregelen geleneksel el sanatlarımızdandır. Yöre kadınlarının ağır hava şartlarından korunma ihtiyacıyla örmeye başladığı çoraplar zamanla el sanatları içinde etnografik bir değerle yer almayı başarmıştır.

 

 Çorap sözcüğü Farsça kökenli olup ‘Gorab’ sözcüğünden gelir, Arapça ’da ‘curap’, muhtemelen daha sonra  ‘çorap’ olarak Türkçe ’ye geçmiştir.

 

Çoraplar günümüzde eskiye nazaran oldukça farklı doku ve şekillerde karşımıza çıkıyor olsa da tarihi çok eskilere dayanmaktadır. MÖ. 5. 4. yüzyıllarda Sibirya’daki Pazırık kurganlarında bulunan ilk keçe çoraplar, Türklerde çorap kültürünün çok eski olduğunun kanıtı niteliğindedir. El örgüsü çoraplar bugünkü şekline ise 17.yüzyılda ulaşmıştır.

 

 

Motiflerin Dili

 

Bir insana benzer çoraplar her biri ayrı bir yaşam öyküsü anlatır bize motif motif, ilmek ilmek işler derinlere…

Anadolu insanımızın zor yaşam koşullarına anlam ve renk katan, ayaklarımızı çeşit çeşit motif ve inançla süsleyen, çoraplarımızın bir dili olduğunu biliyor muydunuz? Antik çağlardan günümüze kadar günlük hayatımızın vazgeçilmezleri olan çoraplar Anadolu toplumları içinde, üzerine işlenen zengin motifleriyle sahibinin sesi olmuştur. Eskiden beri toplumlar birbirleri ile kıyafetler ve aksesuarlarla konuşmuş, diyalog kurmuştur. Peki, sizce çoraplar motif ve desenleriyle neler anlatıyor olabilir? Gelin hep birlikte motiflerin, desenlerin sesine kulak verelim.

 

İnsanların belki de en çok kullandığı ve en çabuk eskittiği giysi olan çoraplar Anadolu’da yün, tiftik, pamuk, deve yünü veya keçi kılının ipliğe dönüştürülmesiyle örülmüştür. Anadolu toplumunda küçük büyük herkes çorap örmeyi bilmekteydi. Bin bir çeşit motif hünerli ellerle adeta iple konuşurcasına örülerek, beş şiş parmaklar arasında dönerek dans ederek, ilmek ilmek motifleri oluşturmuştur.

 

Geleneğe bağlı köylerimizde çorapların günlük kullanım ihtiyacının dışında bir takım sosyal işlevleri de bulunmaktadır. Evli, bekâr, kâhya, çoban, muhtar, asker, onbaşı gibi statü ve rütbeler giyilen çoraplardan anlaşılırdı. Köylüler arasında çoraplar adeta sosyal bir iletişim aracı olmaktadır. Her birinin ayrı bir adı,  yurdu olduğu gibi dillenmeyen sözleri vardır. Çoraplar aynı zamanda da kıymetli hediyelerden sayılır ve anlatılmak istenenlere vesile olurdu.

Bazı inançlara göre çoraplar göz değmesine karşı korur, doğumda kolaylık sağlar, giydirildiğinde bazı hastalıklara şifa vereceği ümit edilirdi. Çoraplarda çevre olayları ve mitolojik konular da işlenmiştir. Anadolu köylüsünün yaşam felsefesi çorapların, üzerine motif motif yazılmıştır. Her bir motif, her bir ilmek dile gelmiş; ellerin uğurlu ve şifalı olması, gidilen yoldan sağ salim geri dönülmesi, doğa olaylarından, kazadan, beladan, kem gözlerden korunulması için çeşit çeşit motif çoraplarla ölümsüzleşmiştir. Halı, kilim ve diğer birçok dokuma türlerinde de karşımıza çıkabilen benzer motifler, bitki, çiçek, hayvan uzuvları, kullanılan araç ve gereçlerden esinlenilerek çoraplarda dile gelmiştir. Bu gelenekselliğin içinde oluşturulan renk renk, çeşit çeşit çorap motiflerine anlatmak istenilen mesaja uygun isimler verilmiştir. ‘Saç bağı’, ‘küçük gegekli (küçük kuş gagası)’, ‘töngel çiçeği (böğürtlen çiçeği)’, ‘koçboynuzu’, ‘üzüm asması’, ‘gül bahçesi’, ‘bülbül gözü’ gibi yüzlerce isim sayılabilir. Köyden kasaba pazarına inen, evli erkek ‘büyük ağa’, bekâr ise ‘küçük ağa’ motifli çorap giymiştir. Bir delikanlının yâri ele gitmişse, yüreği yangın yeriyse ‘yârimi eller aldı’ çorabını giymiştir. Gelinler ‘güllü’, güveyler ‘dallı’ motifli çorapları tercih etmiştir.

 

Çoraplar aynı zamanda Türk kültüründe önemli bir hediye olarak düğünlerde, bayramlarda, özel ziyaretlerde çocuklara, gençlere, yaşlılara hediye edilmiştir. Bir kızın çeyizi için en az 20-25 çift çorap örülürdü ve bunların bir kısmı hediye olarak çevreye dağıtılırdı. Türk çeyiz geleneğinde belli başlı çorap modelleri kız çeyizinin olmazsa olmazları arasındadır.

 

Bu gelenekleri Türkiye’nin birçok yöresinde görmek mümkündür. Mesela Sinop köylerinde bir ailenin kızı diğer bir ailenin oğlu için sözle istenir ardından kızı vermeye razı olan taraf “damak” adı verilen motifle örülmüş bir çift çorabı erkek tarafına göndermek suretiyle rızasını belirtmiş olur. Erkek tarafı da “koçboynuzu” motifli çorapla kız tarafına karşılık verir ve daha sonra her iki taraf gereken hazırlığa girişirdi.

 

Örneğin kocası askere ya da yâd ellere gitmiş bir kadın kocasına, hasretini, hamileliğini, doğumunu veya doğan çocukların cinsiyetini ördüğü çoraplara işlediği motiflerle bildirirdi. Anadolu’nun bazı yörelerinde “U” harfine benzeyen motif hamileliği, “A” harfine benzeyen motif çocuğun kız olduğunu, “İ” harfine benzeyen motif ise erkek olduğunu bildirirdi.

 

Anadolu’da birçok yörede evli erkek ya da kadın çoraplarının kenar suları yatay yapılır. Kız çocuklar kırmızı ya da pembe yatay kenar suları ile gösterilirken, erkek çocukları ise mavi ve yeşil, dikey kenar suları ile gösterilirdi.

 

Örneğin Niğde köylerinde günlerce süren düğünün birinci günü baş bağlama günüdür ve gelin pembe çorap giyer, İkinci gün gelin olur ve “Ak Çorap” giyer. Üçüncü gün damat evine götürülür ve “Mavi Çorap” giyerdi.

 

Köylüler arasında renklerin de manaları vardır. Kırmızı ana renklerden olup yeşil iman ve asaletin rengidir. Pembe ve sarı, hafif meşreplik ifade ederken siyah keder, kahverengi küskünlük ve umutsuzluk anlamındadır. Koyu laciverti evlenmiş kızlar tercih ederlerdi. Yasta olanların ve ölümün rengi ise siyahtır. Karadeniz bölgesinde ise siyah ve beyaz ana renklerden sayılmaktadır. Bu renk ve manalar yöreden yöreye değişkenlik göstermektedir.

 

 

Anadolu Türk çorapları özelliklerine göre altıya ayrılmaktadır.

 

 

1-Ak Çorap; Doğal renkte olan beyaz ya da krem renkli iple düz örülüp konçlarına ajur  tekniği uygulanarak örgü tekdüzelikten kurtulur ve ajurların oluşturduğu gölgelerle dekoratif bir model oluşturulur. Damat çoraplarının konçlarının ön ve arka kısımları birbirinden farklı desenlerle süslenir.

 

2- Kara Çorap Siyah renkte ya da kara koyunyünü ile örülen çoraplardır. Daha çok Kütahya, Afyon ve Balıkesir bölgelerindeki erkeklere özgüdür. Konçlarının yanlarında zırh veya köstek adı verilen bir su bulunur, bazılarının konçlarına ise puanlar işlenir. Konçlara işlenen puanlar daha sonra iğne ya da tığ ile bezenir.

 

3- Alaca Çorap; Kadınlara özgü, farklı renkte iplerle örülen, ebruli de denilen bir çorap çeşididir Daha çok Konya yöresinde giyilen bu çoraplar günümüzde artık göremediğimiz çoraplardandır.

 

4- Kınalı Çorap; Yalnız kadın ve kızlara mahsus olan, topuk ve burun kısımları kırmızı renkte örülen çoraplardır. Genç kız çoraplarının konçlarına çeşitli anlamları olan sümbüller işlenir. Avşar köylerinde öksüz kız, gönül kilidi, sevdalıyım, arkamdan gel, küstüm sana, bırak beni gibi sümbül çeşitleri bulunmaktaydı.

 

5-Tüylü Çorap; Bu çoraplar daha çok doğu illerimizde giyilmektedir. Havlar nedeniyle desen ve motifleri pek belirgin değildir. Hayvanların kırkılmadan önce, göğüs kısımlarının taranmasıyla elde edilen tiftik kılından yapılmaktadır. Çorap, örüldükten sonra fırından yeni çıkan sıcak bir ekmek içinde bekletilir ve ekmeğin sıcaklığı ile iplerin kabarması sağlanarak hav elde edilir, böylece çorap yumuşar ve havlar çorabın yağmura daha dayanıklı hale gelmesini sağlar.

 

6-Nakışlı Çorap; Kadınlarınki kısa, motif ve renk bakımından daha yalındır. Erkeklerinki uzun ve kadınlara nazaran daha süslüdür. Bazı yörelerde ise tam tersidir ve “Nakışlı” yerine “Ala” çorap da denmektedir.

İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü “Motiflerin Dili” Projesi kapsamında Türk köylü çoraplarının orijinal desenlerini yaşatmak için (Sinop, Sivas, Ankara, Afyon, Antalya, Bolu, Çankırı, Çorum, Çanakkale, Balıkesir, Malatya, Kütahya, Isparta, Sivrihisar/Eskişehir, Kayseri, Konya yörelerine ait) 30 adet çorap desenini triko kumaşlar üzerinde renk, teknik, motif ve kompozisyonla yeniden yorumluyor.

 “Motiflerin Dili” projesi kapsamına alınan yörelerimiz ve bu yörelere ait çorap motifleri ise şu şekildedir:

 

Sinop ili Damak ve Damat; Konya ili Koçboynuzu; Ankara ili Kilim; Çankırı ili Gönül Çengeli; Çorum ili Kâküllü; Sivas ili Deli Yılan, Kâhya Çorabı, Gönül Çengeli, Büyük Ağa, Küçük Ağa, Yıldızlı, Pıtıraklı ve Onbaşı; Afyon ili Öksüz Kız ve Tozluk; Malatya ili Kafesli Çorap ve Yıldızlı; Kütahya ili Küpeli Kadın ve Civelek; Balıkesir ili Göçmen; Isparta ili Salkım Küpe; Antalya ili Yolkesen; Çanakkale ili Kabak Çiçeği; Bolu ili Elmalı; Sivrihisar-Gelin Yanakları, Nazarlık ve Damat; Kayseri ili Aynalı Kadın; Konya ili Aynalı Gelin ve Damat Çorapları.

04-03-2019

Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin
Yayın: 28.11.2016 - Güncelleme: 07.03.2019 10:46 - Görüntülenme: 495
  Beğen | 1  kişi beğendi