T.C. Mİllî Eğİtİm BakanlIğI
İSTANBUL / ÜSKÜDAR - İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü

İSTANBUL SEYYARELERİ PROJESİ

 

İSTANBUL SEYYÂRELERİ PROJESİ

PROJE KODU:

PROJE  SÜRESİ:

PROJENİN AMACI:

İstanbul Seyyareleri projesi ile kültür tarihimizde yaşamış, pek çoğumuzun bile görmediği, gelecek nesilin hayal bile edemediği meslekleri tarihin tozlu sayfaları arasından çıkartmak amaçlanmıştır. Bir zamanların İstanbul sokaklarını süsleyen, ihtiyaçlarını gideren geçim kaynağı olan bu meslekleri ve kültür mirasımızı gelecek nesillere aktarılabilmesini sağlamak hedeflenmiştir.

Geleneksel el sanatlarının bir dalı olan kitre bebekler el sanatları yelpazesindeki yerini Cumhuriyet Dönemi ile almıştır. Dünyada pek bilinmeyen ve Türkiye dışında hiçbir ülkede çalışılmayan bu sanat koleksiyonerler dışında ilgi görmemiş ve hak ettiği değere ulaşmamıştır. Unutulan bazı değerleri yeniden hatırlamak, kültürel anıları canlandırmak için bir zamanlar İstanbul sokaklarını sesleri ile dolduran seyyar satıcıları yine unutulan bir sanat dalı olan kitre bebek ile birleştirmek ve yaşatmak bu koleksiyonun amacı olmuştur.

PROJE KAPSAMI:

 

Projesi kapsamında; bir zamanların İstanbul sokaklarını süsleyen sütçü, yoğurtçu, ciğerci, balıkçı, tatlıcı, şerbetçi, pilavcı, kahveci, sucu (saka), arzuhalci, zerzevatçı, berber, çorbacı-dönerci, hırdavatçı, süpürgeci, çömlekçi ve sepetçiden oluşan bir sokak konsepti tasarlandı.

Tasarlanan bu sokakta, geleneksel kitre yöntemi ile yapılan bebekler dönemin meslek kıyafetleri ile giydirilerek kompozisyona uygun bir kaide üzerine yerleştiriliyor. Dünyada pek bilinmeyen ve Türkiye dışında hiçbir ülkede çalışılmayan Kitre Bebek sanatı, unutulan bu mesleklerle birleşerek kültür envanterimize kazandırılarak yaşatılmaya, gelecek nesillere aktarılmaya çalışılıyor.

PROJE KATEGORİSİ: Bu projede enstitümüz el sanatları atölyesi görev almıştır.

PROJE TÜRÜ: Sergi - Müze

SORUMLU MÜDÜR YARDIMCISI

Gülnigar İNCE

 

SORUMLU ATÖLYE ŞEFLERİ

Salim KÜÇÜKUSLU

 

PROJE YÖNETİCİSİ

Yusuf GÜRLEK

 

 

PROJE EKİBİ

·         Canan KIRMIZI                                                  

 

 

  

PROJE İLETİŞİM: İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü  /  Tanıtım Pazarlama Bölümü

 

 Sokak Konseptindeki Seyyareler:

1-      Yoğurtçu

Ellerindeki çanı sallayarak geldiklerini haber veren yoğurtçular pencerelerden sarkıtılan sepetlere veya çocuklarla gönderilen tabaklara yoğurt koyarlardı. Yoğurtçular, yoğurtlarını omuzlarına astıkları ağaç askının iki kefesine ikişer adet üst üste dizerlerdi. Doğaldı, güzeldi, tazeydi, evde yoğurt yapmaya değmezdi.

 

2-      Ciğerci

Ciğer kebabı da denilen ciğerler, sokak seyyareleri tarafından sokak sokak gezilerek satılırdı. Uzun bir sırığa sabitlenerek veya talebe göre hafifçe una bulanarak kızartılan ciğerler, soğan ve maydanozla birlikte servis edilirdi.

3-      Balıkçı

İstanbul gibi balığı bol bir şehirde balıkçı olmazsa olmaz.. Pek bilinmese de Osmanlı'da balık da yaygın bir kültüre sahipti. Bunun bir örneğini seyyar satıcılarda görebiliyoruz. Balık denince akla ilk gelen balıklar palamut ve torik tava.. Genelde ayçiçek veya susam yağı ile kızartılan balıklar sıcak sıcak vatandaşa verilirdi. Lüfer, palamut, torik, sokakta "balık tava" denince akla ilk gelen balıklardı. Genelde ayçiçeği veya susam yağı ile kızartılan balıklar soğumadan vatandaşa servis edilirdi. Ayrıca mahalle mahalle dolaşıp, çiğ balıklarını adet olarak ya da tartarak satanlar da mevcuttu.

4-      Tatlıcı

Seyyar satıcılar içinde tatlıcılar da pek meşhurdu. Konya şekeri, akide şekeri, lokum, muhallebi, helva, aşure, Şam tatlısı, kurabiye gibi tatlılar zarif porselen kaplarda takdim edilirdi. Tatlı satan sokak seyyareleri ertesi gün gelip kaplarını toplarlardı.

5-       Sucu (Saka)

Osmanlı zamanında şehirlerde fazlasıyla çeşme olsa da, seyyar suculuk (sakalık) da çok yaygındı Suculuk İstanbul için de önemli bir meslek oldu.  Sakalar çeşmelerden doldurdukları testilerindeki sularıyla sokak sokak gezip su satardı. Hamidiye, Kayışdağı, Taşdelen, Çamlıca suyu gibi lezzetli sular cadde ve sokaklarda satılırdı.

6-      Zerzevatçı

Zerzevatçılar günümüzün maydanoz, dereotu, salata, turp ve marul gibi sebzelerde uzmanlaşmış manavlarıydı. Zerzevatçı, sebze ve meyvelerini küfesine yerleştirip sırtlayarak ya da eşeğinin  iki yanına bağlayarak gezerdi İstanbul sokaklarını. Çok çeşit olmasa da mevsimlik taze sebze meyve bulmak mümkün olurdu zerzevatçılarda.

7-      Süpürgeci

Eski İstanbul evlerinin hemen hemen hepsinin kapı arkasında o sarı ot süpürgelerden vardı. Neredeyse her gün yerler nemlendirilerek evler süpürülürdü. Bakkalların tavanlarından asılarak satılmakla kalmaz, süpürgeciler de sokakları gezerek, iple bağlayıp omuz ve bellerine astıkları süpürgeleri atarlardı. El süpürgesi ile süpürülen halıların tüyleri daha parlak olurdu. Sonraları piyasaya çıkan gırgır ve elektrik süpürgesine rağmen el süpürgeleri uzun yıllara teknolojiye dayandı, direndi ama sonunda yenilerek mazi oldu.

8-      Çömlekçi

Mutfak ve banyoda kullanılan çanak çömlekler… Pişirme, taşıma, saklama gibi işlevlere sahip sepet ve toprak çömlekler eskiden ya üreten kişiler ya da seyyar satıcılar aracılığı alıcı ile buluşturulurdu.

 

Meydan Konseptindeki Seyyareler:

1-      Şerbetçi

Eski İstanbul'da özellikle yaz aylarında görülen seyyar esnaf şerbetçilerdi. Sokak şerbetçileri sırtlarında taşıdıkları güğümden şerbetlik ve bellerine bağladıkları bardaklarla sokak sokak dolaşırlardı. Osmanlı'da da seyyar şerbetçiler fazlasıyla revaçtaydı. Demirhindi, koruk, kızılcık, subya, sirkencubin, safran, reyhan gibi çeşit çeşit şerbet, seyyar şerbetçiler vasıtasıyla halkın ayağına kadar getirilip, sıcak yaz günleri ve gecelerinde buzlu olarak ikram edilirdi. Günümüzde de tüketilmesi gereken bu sağlıklı içecekleri evlerimizde kolaylıkla yapabiliriz. Mesela reyhan şerbeti için 2 litre kadar suyu kaynatıp ardından içerisine bir demet yıkanmış reyhanı atarak soğuyana kadar bekletip biraz şeker ya da bal ile tatlandırabilirsiniz. Buzlu bir reyhan şerbeti sıcak yaz günlerinde hem ferahlık veriyor hem de çok sağlıklı.

 

2-      Çorbacı

Büyük bir zevkle yediğimiz döner de bizlere Osmanlı zamanından kalan mirastır. O zamanlarda seyyar dönerciler mevcuttu

 

3-      Arzuhalci

Küçük bir masa, kâğıt ve kalem ile adliye, belediye gibi devlet dairelerinin önünde, köşe başlarında; halkın dilekçe ve mektup yazmak gibi işlerini yapan kişilere arzuhalci denirdi. Osmanlılarda arzuhalcilik resmi izinle yapılırdı. Arzuhalci olmak isteyen bir kimse, Arzuhalcibaşı, Divan-ı hümayun çavuşları gibi kişilerden oluşan müteşekkil bir kurul önünde imtihan verir; kazandığı takdirde arzuhalciliğe kabul edilirdi.

 

4-      Berber

Seyyar berberler, 19. yy İstanbul'lunda özellikle Yeni Camii civarında hizmet verirlerdi. "Lahana kadar baş on paraya tıraş" diye naralar atarak dolaşan berberler aynı zamanda diş çekimi ve sünnet etme gibi işleri de yaparlardı. İzinsiz çalışan berberler ise zabıtaları görünce müşterilerini köpüklü köpüklü bırakıp kaçıverirlerdi.

5-      Kahveci

Seyyar kahveciler çarşı, pazar, cami avlusu gibi kalabalık yerlerde kahvelerini pişirerek müşterilerine ikram ederlerdi. Sırtlarında güğüme benzeyen geleneksel bir araç, cezveleri ve fincanları ile masa masa dolaşıp acı kahve ikram ederlerdi.

6-      Meydan Çeşmesi

İstanbul'un fethiyle birlikte kentin su ihtiyacını karşılamak amacıyla yapılmaya başlanan ve zamanla eşsiz eserleri haline gelen tarihi çeşmeler de şehirleşmeye yenik düşerek, ayakta kalmak için zamana direniyor.

 

 

 

 

 

 

 

 ZERZAVATÇI
 04-03-2019
YOĞURTÇU 
 04-03-2019
 CİĞERCİ (iÇ MEKAN)
 04-03-2019
Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin
Yayın: 04.03.2019 - Güncelleme: 12.11.2019 10:29 - Görüntülenme: 136
  Beğen | 0  kişi beğendi