T.C. Mİllî Eğİtİm BakanlIğI
İSTANBUL / ÜSKÜDAR - İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü

HÜSN-İ HAT SANATI İLE KUR´AN-I KERİM YAZMA PROJESİ

 

 

HÜSN-İ HAT SANATI İLE KUR´AN-I KERİM YAZMA PROJESİ

PROJE KODU :

PROJE  SÜRESİ :  2017-2023(6 Yıl)

PROJENİN AMACI

Türk-İslam medeniyetimizin gelecek kuşaklara taşınmasını ve hat sanatına olan ilginin artmasını sağlamaktır.

PROJE KAPSAMI

Meşhur bir sözde; Kur’an Mekke´de indi, Mısır’da okundu, İstanbul’da yazıldı, denir. Dünyanın da kabul ettiği gibi Kur’an-ı  Kerim  yazısını en güzel şekilde icra edenler tarih boyunca hep İstanbullu hattatlar olmuştur.

Bu projenin kapsamı, enstitü hat sanatçımız Faruk Dinçer ERATLI ’nın nesih hattıyla yazdığı, elde ciltlenmiş bir Kur’an-ı Kerim meydana getirmektir.

PROJE KATEGORİSİ : Geleneksel Türk-İslam Sanatları üretim atölyesi.


SORUMLU MÜDÜR YARDIMCISI

İlkay BELİBAĞLI

 


PROJE YÖNETİCİSİ

Yusuf GÜRLEK

 

 

PROJE EKİBİ

  • HATTAT : Faruk Dinçer ERATLI

     

    1980 yılında İstanbul’da doğdu.

     

    İlkokulu bitirdikten sonra ortaokul ve liseyi açık öğretimde okudu. Bu süreçte İslami ilimler ve yabancı dil (Arapça-İngilizce) eğitimleri aldı. 2005 yılında İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünden mezun oldu.

     

     1996 yılında başladığı Hüsn-i Hat eğitimi sürecinde birçok üstattan istifade etti. Ali Rıza ÖZCAN’ dan rik’a; Hüseyin KUTLU’ dan nesih; Davut BEKTAŞ’ tan sülüs; Fuat BAŞAR ’dan celi sülüs; meşk etti. 2013 yılında IRCICA’ da düzenlenen bir törenle icazet aldı.

     

    Faruk Dinçer ERATLI 2016-2017 öğretim yılından itibaren enstitümüzde Türk-İslam Sanatları üretim atölyesinde proje kapsamında görevine devam etmektedir. 

PROJE İLETİŞİM : İstanbul Beylerbeyi Sabancı Olgunlaşma Enstitüsü  /  Tanıtım Pazarlama Bölümü

HAT SANATI VE ÜSLUPLARI

Hat kelime anlamı olarak, yazı ve çizgi manalarını taşımaktadır. 

Estetik ve görsel kuralların göz önünde bulundurulup, yazı ve çizgilerin kullanılarak yapıldığı yazı yazma sanatıdır. 

Bu sanat Arap harflerinin 6-10. yüzyıllar arasında geçirdiği uzunca bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Türkler, Müslüman olduktan ve Arap alfabesini benimsedikten sonra uzun bir süre hat sanatına herhangi bir katkıda bulunmamışlardır. Türkler hat sanatıyla Anadolu´ya geldikten sonra ilgilenmeye başlamıştır. 

Hüsn-i hattın en yaygın altı çeşidine aklam-ı sitte denir.  

Bu altı kalem ürününün hangi yazılar olduğu üzerinde değişik fikirler beyan edilmişse de genel olarak bu yazılar Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhanî, Tevkî ve Rikâ şeklinde belirtilir. Bu yazı biçimlerinin yanında Ta´lik, Divanî, Rik´a gibi yazıları da zikredebiliriz.

07-03-2019

1 – Kufî

Hz. Ali´nin Kufe´yi merkez olarak seçmesinin ardından Kufe´nin siyasi merkez olmasıyla gelişen bu yazı biçimi köşeli, çetin denilebilecek bir üsluba sahiptir. Bu yazı biçimi İslam coğrafyasındaki en eski yazı biçimidir

(Kufi Besmele - Doğan Çilingir)


07-03-2019

2 – Sülüs

Sülüs, üçte bir demektir. Bu adın nereden geldiğine dair çeşitli rivayetler vardır. Ancak Sülüs ile yazılan bir harfin üçte iki nispetinde düzlük, üçte bir nispetinde de yuvarlaklığı haiz olması bu adın nereden kaynaklandığı hakkında bize bir fikir verebilir. Yumuşak ve tatlı bir görünüme sahip olan sülüs, ümmü´l-hutût (yazıların anası) olarak da adlandırılmıştır. Bu yazı biçimi bilhassa kitap unvanlarının, kıt´aların ve levhaların yazılmasında kullanılmıştır. 

 

 (Sülüs Fatiha Sûresi- Hamid Aytaç (Mustafa Râkım’dan naklen))

 07-03-2019

 3 – Nesih

İslam coğrafyasında genişçe kullanılmış bu yazı türü Sülüs´e çok benzer ve Sülüs yazının küçük boyutlarda yazılmışıdır. Nesih, bir şeyi ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir. Bu ismin nereden geldiği hakkında muhtelif rivayetler bulunmaktadır. Ancak Nesih´ten önce çok yaygın bir şekilde kullanılan Kufî yazısını revaçtan düşürdüğü, kullanılmasını bıraktırdığı için bu ismin kullanıldığı düşünmektedir. Nesih´in kıvrak ve latif tarzı sebebiyle Kur´an yazımında Kufî yazı terk edilmiş ve Nesih tercih edilir olmuştur. 

(Nesih Salâten Tüncina - Şevki Efendi)

 

 07-03-2019

 4 – Muhakkak 

İslam coğrafyasında genişçe kullanılmış bu yazı türü Sülüs´e çok benzer ve Sülüs yazının küçük boyutlarda yazılmışıdır. Nesih, bir şeyi ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir. Bu ismin nereden geldiği hakkında muhtelif rivayetler bulunmaktadır. Ancak Nesih´ten önce çok yaygın bir şekilde kullanılan Kufî yazısını revaçtan düşürdüğü, kullanılmasını bıraktırdığı için bu ismin kullanıldığı düşünmektedir. Nesih´in kıvrak ve latif tarzı sebebiyle Kur´an yazımında Kufî yazı terk edilmiş ve Nesih tercih edilir olmuştur. 

(Nesih Salâten Tüncina - Şevki Efendi)

 

5 – Reyhanî

Reyhanî için Muhakkakın küçük yazılışı denilebilir. Reyhan çiçeğine benzediği için bu ismi aldığı düşünülmüştür. Sülüs için Nesih ne ise, Muhakkak için de Reyhanî aynı nispettedir. Muhakkak gibi fazla yer kapladığından Nesih karşısında varlığını fazla sürdürememiştir. Muhakkak gibi Reyhanî de Kur´an yazımında kullanılmıştır.

Yakut el-Musta’sımî’ye ait Muhakkak-Reyhanî yazı örneği


07-03-2019

6 – Tevki 

Sülüs´ün kurallarıyla yazılan bir yazıdır. Ancak Sülüs´ten biraz daha küçük ve biraz daha özensiz biçimdedir. Tevkî´nin en belirgin özelliği birleşmeyen harflerin (elif, ra, dal, vav gibi) bu yazı biçiminde birleştirilmesidir. Tevkî, padişah ve halifelerin emri ile çekilen tuğraların adıdır. Bu yazı da genellikle hükümdarların, halifelerin ve vezirlerin yazdıkları mektuplarda ayrıca vakıf işlerinde kullanılmıştır. 

 Celi Tevkii - Mehmet Özçay

 07-03-2019

 7 – Rikâ

Rikâ, Tevkî´nin küçük biçimidir. Bu yazı kısa metinlerin yazımında kullanılmıştır. O sebeple de yazımı seridir. Bu yazı ayrıca Kur´an´ın dua sayfaları ile hocaların talebelerine verdikleri sülüs ve nesih icazetnamelerinde kullanılmıştır. Bu sebeple bu yazıya İcâze ile Hatt-ı İcâze de denilmiştir. 

 07-03-2019

 8 – Ta´lik 

Ta´lik, asma, asılmış demektir. Bu isim harflerin asılmış gibi durmasından gelir. İran´da ortaya çıkan bu yazı biçimi Osmanlı´da Yesârî ile Yesârîzade´nin çabaları ile apayrı bir güzellik kazanmıştır. İnce, mukavves ve narin yapısı harflerle yapılan bir musikidir. Edebi eserlerde ve divanlarda bu yazı kullanılmıştır. 

Ta’lik, Mahmud Yazır- (Oğlum yemeğin iyisi kötüsü olmaz Besmeleyle yedikten sonra)

 08-03-2019

 9 – Divanî

Divanî, İran´da resmi yazışmalarda kullanılan Ta´lik yazının Osmanlı´ya gelip değişiklik göstererek kendine has bir biçim alması ile ortaya çıkmıştır. Divanî, Osmanlı´da resmi yazışmalarda kullanılan hareketsiz bir yazı halini almıştır. Hareketli kullanımına ise Celî Divanî denmiştir. Bu iki yazı türü de Türklerin öz icadıdır.

 

Mehmet İzzet Efendi’ye ait divani yazı örneği

 08-03-2019

 10 – Rik´a

 Rik´a, Divanî yazı biçiminin boyutlarının küçültülmesi, kavislerinin azaltılması ile ortaya çıkmış bir yazıdır. Osmanlı´da okur-yazar kesimin günlük yazışmalar ve mektuplarda kullandığı Rik´a, on sekizinci yüzyıldan sonra yaygınlık kazanmıştır. Bu yazı biçimine on dokuzuncu yüzyılda kaideler getiren isimler çıkmıştır.

HAT USTALARI 

Kur’an-ı Kerim yazımında en çok kullanılan yazı türü nesihtir. 

Ahmet Karahisari’nin muhakkak ve reyhani hatları ile yazdığı Kur’an-ı Kerim nesih  hattının dışında yazıldığı için önemlidir. 

Osmanlı Hat Ekolü’ nün kurucusu Şeyh Hamdullah’tır (1429-1520). 1429 yılında Amasya’ da doğan Şeyh Hamdullah adına Şeş Kalem (Aklam-ı Sitte) denilen 6 çeşit yazı türünü geliştirerek çığır açmıştır. 

Kur’an-ı Kerim yazan hattatların içinde en meşhuru Hafız Osman’dır (1642-1648).

Bir Vav Hikayesi

Hafız Osman fırtınalı bir havada dolmuş kayıkla Beşiktaş’a geçecektir. Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister. Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya “Efendi yanımda param yok, ben sana bir vav yazayım, bunu sahaflara götür karşılığını alırsın” der. Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır.

Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer. Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor. Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya. Satıcı yazıyı alır almaz “Hafız Osman vav’ ı” diyerek açık artırmaya başlar. Sonuçta iyi bir fiyata vav’ ı satar kayıkçı. Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu vav ile kazanmıştır.

Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı kayıkçıyla karşılaşmıştır. Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır. Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya. Kayıkçı “Efendi para istemez, sen bir vav yazıver yeter “der. Hafız Osman gülümseyerek der ki; “Efendi o vav her zaman yazılmaz. Sen dua et para kesemi yine evde unutayım” der...

Hafız Osman’dan sonra nesih türünü en iyi kullanan hattat Mehmed Şevki Efendi (1829-1887)’dir. Yazı sanatına “Şevki Mektebi” üslûbu kazandıran ve sülüs-nesih hat meşkleriyle bilinen hattat Kastamonu‘da doğmuştur.

Osmanlıdan Cumhuriyet dönemine geçişte bu sanatın aktarılmasında kilit rol oynayan, yaşamasında ve bugünlere gelmesinde emeği çok olan hattat Hamit Aytaç’tır. 

 

08-03-2019  HAT SANATINDA KULLANILAN MALZEMELER

 Hattatlar kâğıt, kalem ve mürekkep seçiminde çok titiz davranırlar. Ham kâğıt kullanılmadan önce âharlanır, yüzeyindeki pürüzler düzeltilir. Mühreleme ise, âharlanmış kâğıdı parlatma işlemidir. Bu sayede kâğıt dayanıklılık   kazanır. Mürekkebin dağılması önlenir. Kamış kalemin hareketi kolaylaşır ve yazarken yapılan hatalar düzeltilebilir. Eski kâğıtlar büyük tabakalar halinde satıldığından, kâğıt yapılacak işe göre kâğıt makaslarıyla kesilir.

 Kamış, kalem haline getirilirken kalemtıraş adı verilen bıçaklar ve üzerinde kalemin ucu açılan, makta kullanılır. Kamışın ucu kalemtıraşla yukarıdan aşağı eğik olarak yontulur; yazılacak yazının kalınlığına göre inceltilir.       Makta üzerine yatırılan kamışın ucu kalemtıraşla çatlatılır. Bu yarık küçük bir hazne işlevi görür, yazarken mürekkebin kalemin ucuna düzgün akmasını sağlar. Kalemtıraş sapları madenden, abanoz gibi dayanıklı ağaçlardan,   akik veya yeşim gibi yarı değerli taşlardan mercan, fildişi, sedef, kemik bağa (kaplumbağa kabuğu) gibi organik malzemelerden yapılır.

 Makta, fildişi, kemik, balık dişi, sedef veya bağadan yapılır. Altın veya gümüş kakmalı madeni maktaların, kamış kalemin ucunun kesilmesi üzere yatırıldığı yuvası da fildişi gibi organik malzemelerdir.

 Hattatların kullandığı mürekkebin özünü is, Arap zamkı ve saf su oluşturur. Mürekkep ceviz, abanoz, zeytin gibi ağaçlardan, pirinç, gümüş, altın gibi malzemelerden veya porselenden yapılan hokkalara konur. Hattatlar,   kalemlerini kalemtıraşlarını, mürekkeplerini yeşim, fildişi, abanoz veya gümüş gibi değerli madenlerden yapılan ve divit denen aletin içine koyarlar, kâğıtlarını ise kubur denen silindir kutularda taşırlar.

 

EL YAZMASI KUR’AN-I KERİM 

Matbaa öncesi kitaplar el yazısıyla oluşturulurdu. El yazması kitaplar arasında en çok Kur’an-ı Kerim’in olduğu bilinmektedir. Matbaanın devreye girmesiyle yıldızının söndüğü düşünülen hattatlık mesleği bilakis günümüzde halkın gönlünde gerçek değerini bulmuştur. Hattatların piri sayılan Hazreti Ali´den bu güne kadar hat sanatına gösterilen ilgi her geçen gün çoğalmıştır. En güzel tezhipler ve ciltler Kur’an-ı Kerîm için yapılmıştır. Günümüzde müzelerdeki en değerli yazmalar da Kur’an-ı Kerim nüshalarıdır. Kur’an mahfazaları, Kur’an rahleleri müzelerde çok değerli sanat eserleri olarak sergilenmektedir.

İnsanlık tarihinde sanatlaşan tek yazı Kur’an yazısı olmuştur. Kur’an-ı Kerim sayesinde hüsn-i hat, tezhip, ebrû gibi İslam sanatları kültür ve sanat tarihimizi zenginleştirmiştir. Hat sanatçısının, sanatını layıkıyla icra edebildiğinin en önemli göstergesi ise Kur´an-ı Kerim yazmasıdır. Özellikle de nesih üslubuna gönül veren hattatların en büyük ideali Kur´an-ı Kerim´i yazmaktır. Kur’an’ın 114 suresinden birisinin adı da kalem suresidir ki Allah Teâlâ’nın bu surede kalem üzerine yemin ederek söze başlıyor olması kalemin kutsiyetini ifade etmektedir. Bu nedenle de hattatlar abdestsiz kalem tutmaz ayrıca açtıkları kalem yongalarını asla çöpe atmazlar.

El yazması Kur´an-ı Kerim’in öncelikle elbette ki elde yazılmış olması yani baskı olmaması gerekiyor. Bunun yanı sıra hangi hattatın yazdığı da büyük önem taşımaktadır. Bazen yazan hattatın imzası da yer alabiliyor ve imza, sahibine bağlı olarak el yazmasını daha değerli kılabiliyor Kur´an-ı Kerim´de tezhip de çok önemli olduğu için el yazması Kur´an-ı Kerim’in süslemesinin göz alıcı olması da değerini artırıyor. Cildinin güzel olması ve son olarak da iyi korunmuş olması el yazması Kur´an-ı Kerim’in değerine değer katıyor.

 

Hattatların kullandığı mürekkebin özünü is, Arap zamkı ve saf su oluşturur. Mürekkep ceviz, abanoz, zeytin gibi ağaçlardan, pirinç, gümüş, altın gibi malzemelerden veya porselenden yapılan hokkalara konur. Hattatlar, kalemlerini kalemtıraşlarını, mürekkeplerini yeşim, fildişi, abanoz veya gümüş gibi değerli madenlerden yapılan ve divit denen aletin içine koyarlar, kâğıtlarını ise kubur denen silindir kutularda taşırlar.

08-03-2019
08-03-2019
08-03-2019
 
Paylaş Facebook  Paylaş twitter  Paylaş google  Paylaş linkedin
Yayın: 28.11.2016 - Güncelleme: 08.03.2019 12:39 - Görüntülenme: 3054
  Beğen | 3  kişi beğendi